Akut karın,bir
çok nedenle gelişebilen ve ana semptomu karın ağrısı olan bir klinik tabloyu
tanımlamaktadır. Çoğunlukla cerrahi girişim gerektiren patolojilere bağlı
olan bu klinik tabloyu,karın içi ve karın dışı bir çok hastalık taklit
edebilmektedir.
Hayatı tehdit edebilen
komplikasyonların ortaya çıkabildiği akut karın hastalıklarında,cerrahi
girişimin gerekliliğini saptamak ve bu girişimlerin zamanında uygulanmasını
sağlamak başarının temelini teşkil eder.
Ana semptomu karın ağrısı olan akut karın
hastalıklarında ,ağrının karakteri ve yansıması önemlidir.Tüm karın ağrılı
hastalar ele alındığında, % 50’sinin bilinen formlara uymayan “nonspesifik
karın ağrısı” adını verdiğimiz ağrılar şeklinde olduğunu görürüz.Bu tip
nonspesifik karın ağrıları çoğu kez,izlem altında spontan olarak gerileyip
kaybolan ağrılardır.Genellikle nedeni belirlenemeden kaybolurlar.
Hekim,akut karın hastalığından şüphelendiğinde
öncelikle,karın ağrısının nedeni akut karın hastalığı mıdır,cerrahi girişim
gerektiriyor mudur,akut karın hastalığının aciliyet derecesi
nedir,sorularına cevap aramalıdır.
Akut Karın Hastalıklarında yanılgı nedenleri:
1.Yanlış Yönlendirme:Daha önce tanısı konularak
hekime gelen ve hekimin yanlış olabilecek bu tanının etkisinde kalması söz
konusu olabilir.Hekim kendi bulgusuna ve bilgisine göre hastayı
değerlendirmelidir.
2.Yapılmış olan analjezik,antispazmotik ve
antibiyotikler:Akut karın hastalığının seyrini değiştirerek yanılgıya sebep
olabilirler. Ayrıca lavman ve mühsil verilmesi de akut karın hastalıklarında
komplikasyonların ortaya çıkmasını çabuklaştırabilir.
3.İzlem Yapılmaması:Açıklığa kavuşturulmamış ve
nedeni tam belirlenmemiş akut karın hastalıklarından
kuşkulanıldığında,yapılacak en akıllıca iş hastayı
izleyip,röntgen,biyokimyasal incelemeler ve ultrasonografi gibi tetkikleri
tekrarlayarak başlangıçta saptanamayan bir patoloji sonradan belirlenebilir.
4.Tecrübe yetersizliği,bilgi yetersizliği:Buna
bağlı olarak akut karın hastalıklarında yanlış tedavi yollarına başvurulması
(akut apandisiti antibiyotikle tedavi etmek gibi)komplikasyonların ortaya
çıkmasına neden olur.
Akut Karın Hastalıklarının Doğru Tanısı İçin:
1.
En
sık patolojileri öncelikle düşünmek yararlı olur.Akut apandisit,akut
kolesistit,mekanik barsak tıkanması ve ülser perforasyonu en sık akut karın
yapan hastalıklardır.
2.Hasta hekime başvurduğunda,akut karın
hastalığının başlangıçından itibaren geçmiş olan süre ve bu sürede
oluşabilecek komplikasyonlar düşünülmesi (plastron,abse,perforasyon gibi).
3.Akut karın hastalığı olan hasta sayısı ve
bunların hekime kazandırdığı tecrübe de muhakkak önemlidir.Çok sayıda akut
karın hastalığı görmek hekime tecrübe kazandıracaktır ve doğru tanıya daha
kolay varacaktır.
4.Gerektiğinde,tam olarak tanısı konulmamış akut
karın şüpheli hastaları gözlem altında tutarak izlemelidir.
5.Gereksiz ilaç ve girişimlerden kaçınılmalıdır.
6.Daima klinik belirtilen ön planda tutulmalı,laboratuvar
incelemeleri klinik bulguları desteklediğinde önem kazanmalıdır.Direkt karın
grafisinde diafragma altında serbest hava tespit edilmediğinde “perforasyon
değildir” şeklinde yorumlamamalıdır( % 20 olmayabilir).
7.Akut karın hastasını ele alırken önce anamnez,sonra
fizik muayene ve ardından gerekli incelemeler yapılmalıdır.Hikaye hekime yön
verir,fizik muayene genellikle tanıya götürür veya yakınlaştırır.
SINIFLANDIRMA
Akut karın klinik tablosu yapabilecek hastalıklar
değişik şekilde sınıflandırılabilmektedirler.
Bütün bu sınıflandırmalardaki amaç,benzer klinik
tablo yapabilecek bu hastalıkları düşünürken hekime kolaylık sağlamak ve
onun doğru tanı koyabilmesini temin edebilmektir.Fizyopatolojik olarak bir
sınıflandırma yapacak olursak,akut karın tablosunun üç farklı nedenle
oluşabileceği düşüncesiyle;
1.İltihabi nedenle oluşanlar
2.tıkanma ile oluşanlar
3.vasküler nedenle oluşanlar şeklinde bir ayrım
yapabiliriz:
1.İltihabi nedenlerle oluşan aküt karın
hastalıkları:akut apandisit, akut
kolesistit, akut divertikülit, içi boş organ perforasyonları ve suna bağlı
oyuşan peritonitler(mide, duodenum, ince ve kalın barsak, safra kesesi
perforasyon gibi)ve diğer iltihabi nedenlerle oluşabilecek akut karın yapan
patolojileri bu grupta düşünebiliriz.
ll. Tıkanma ile oluşan akut karın tablosuna neden
olan patolojiler
:Her
türlü mekanik barsak tıkanmaları,bilier ve renal tıkanıkları ile jinekolojik
patolojileri (over torsiyonu,ektopik gebelik) bu gruba sokabiliriz.
III.Vasküler nedenlerle oluşan akut karın tablosu:mezenter
arter ve ven tıkanıklıkları,abdominal aort anevrizma rüptürlerine bağlı
olarak oluşabilir.
Ayrıca akut karın tablosuna neden olan ve cerrahi
girişim gerektiren ve gerektirmeyen hastalıklar olarak da bir sınıflama
gerekebilir.Bu konuda ayrıca tanı bölümünde daha geniş bilgi verilecektir.
Akut karın tablosundan şüphe edilen bir hastaya
yaklaşımda iyi bir anamnez ve hikaye ile başlayıp,semptomlar özellikle karın
ağrısı iyi bir şekilde incelenmelidir.Fizik muayene ve gerekli laboratuar
incelemeler ile tanı konulmalıdır.
A N A M N E Z
KARIN AĞRISI:Akut karında ana semptom olup,ilk olarak ortaya çıkar.Karın
ağrısı ile ilgili olarak şu sorular hastaya muhakkak sorulmalıdır.Başlanğıç
yeri,şimdiki yeri,şiddeti,ağrıyı arttıran ve azaltan etmenler,ağrı
tipi,süresi,yansıması ve ilaçla kontrolü.Karındaki ağrının,visceral
ağrı,somatik ağrı olarak iki esas tipi tanımlanabilir.Viseral ağrı,içi boş
organların duvarı ve solid organ kapsüllerinde yerleşen afferent C lifleri
tarafından iletilir.Viseral afferent dallar torakal (T6-12) ve lomber (L1-2)
seviyesinde sonlanır.Bu tip viseral ağrılar,organlardaki gerilme,iltihap ve
iskemi yada direkt olarak reseptör nöronların uyarılması sonucu ortaya
çıkan, iyi lokalize edilemeyen göbek etrafında, karında orta hatta duyulan
ve talamusta algılanan ağrılardır.Somatik yada parietal ağrı, parietal
peritonun, iltihap, idrar, safra yada gastrointestinal içerik ile
irritasyonu sonucu hem C hemde A lifleri ile medulla spinalis arka köküne
oradan beyin korteksine ulaşır.Parietal ağrılar iyi
lokalize edilen ağrılardır.Yansıyan ağrı, çıktığı yerden uzakta duyulan ağrı
olup buna en güzel örnek : Diafragmanın kan yada başka bir nedenle
irritasyonunda ağrı frenik sinir yoluyla (C4) sol omuza vurur. Bilier sistem
ağrıları, sağ skapula altında, üreter ağrıları
kasıkta, akut appendisitte olayın başlangıcında epigastrium veya göbek
etrafında (viseral ağrı) duyulabilir.
Ağrının başlangıcı: İltihabi olaylardaki ağrı yavaş
şiddette ve iyi lokalize edilemeyen bir tarzda başladığı halde içi boş organ
perforasyonları ve vasküler olaylardaki ağrı çok ani ve şiddetli,yırtıcı bir
ağrı şeklindedir.Her iki ağrı tipi de devamlı bir ağrı tarzındadır.
İntestinal, bilier ve renal tıkanmalardaki kolik tarzında ağrılar da ani ve
şiddetli başlar, ancak antispazmodiklere ve analjeziklere iyi cevap veren ve
ağrısız periyodların (intermittant) olduğu ağrı şeklindedir.Mezenter
trombozu ve barsak strangülasyonundaki şiddetli başlayan devamlı ağrıların
şiddeti narkotiklerle pek azalmaz.
AKUT KARIN HASTALIKLARINDA GÖRÜLEBİLECEK BAŞKA
SEMPTOMLAR :Bulantı, kusma, iştahsızlık, kabızlık ishal, üşüme, titreme
gibi semptomlar karın ağrısı ile birlikte bulunabilir. Özellikle jejenum
seviyesindeki tıkanmalarda, akut pankreatitde, Mallory-Weiss Sendromu ve
akut gastritte bulantı kusma ön planda bir semptomdur. Akut apandisitte ise
bir kaç kez kusma olabilir . Obstipasyon (gaz ve gaita çıkaramama) barsak
tıkanıklıklarında görülebilir.Pelvik lokalizasyonlu akut apandisitlerde ve
pelviperitonitlerde diare olabilir. Diare, cerrahi
girişim gerektirmeyen patolojilerden akut gastroenteritte, dizanteri ve
kolitis ülseroza da (kanlı) görülür. Kalp patolojisi olan bir hastada
feçeste kan tespiti mezenter arter tıkanıklığını akla getirmelidir.
Sarılık, üşüme, titreme ve ateş bir süpüratif
kolanjiti akla getirmelidir.Hematüri, sistit, üreter ve böbrek taşlarında
görülebilir.
Menstürasyon ile ilgili sualler ve son adet
tarihinin tesbiti akut karın tanı ve ayırıcı tanısında çok
önemlidir.Kadınlarda ektopik gebelik kanamasında şok ile birlikte birkaç
aylık adet gecikmesi ve karın ağrısı tanı koydurucu olabilir.Genç kızlarda
menstürel siklus ortasına raslayan karın ağrıları graftt folikül çatlaması
(mittelschmerz) akla getirir.
FİZİK MUAYENE
İnspeksiyon :
Kolik tarzında (intestinal. renal) ağrılarda hasta hareketli iken, iltihabi
olaylarda (peritonit, akut apandisit) hareketsizlik hakimdir. Karın içindeki
iltihabi olaylarda göğüs solunumu hakim olup, karın pek solunuma katılmaz.
İnspeksiyonda karın duvarındaki geçirilmiş ameliyat nedbeleri, bride bağlı
mekanik barsak tıkanmasının işareti olabilir. Karındaki şişlik
(distansiyon), paralitik ileus (peritonit) yada mekanik barsak
tıkanmalarında olur. İnspeksiyon, fıtık noktalarının (inguinal ve femoral)
gözden geçirilmesi ile tamamlanır.
Perküsyon :Perküsyonla
hassasiyet tespiti, parietal peritonun iltihabi olaya karıştığını belirtir.
Organ perforasyonlarında karaciğer matitesi azalır veya kaybolur. (diafragma
altında hava toplanmasına bağlı olarak) Barsaklarda ileri derecede gaz
biriktiğinde timpanik ses, karın içinde var ise matite yine perküsyonla
saptanabilir. Hastanın ağrıyı tarif ettiği yerin uzağından başlayarak
yapılan mikroperküsyon karındaki hassasiyeti ortaya çıkarır.
Bütün bunlara ilaveten tüm karın ağrılı hastalar
ele alındığında yaklaşık % 50 kadarında bilinen karın ağrısı formlarına
uymayan,açık ve anlaşılır sonuçlara varılamayan,çoğu kez hasta izlem altında
tutulurken spontan olarak hafifleyen veya geçen karın ağrısı olabilir.Bu tür
nedeni belirsiz,tedavisiz yada basit analjeziklerle kaybolan karın
ağrılarına nonspesifik karın ağrıları adı verilir.
AĞRININ TİPLERİ
1.GERÇEK VİSSERAL KARIN AĞRILARI
Tüm gastrointestinal organlarda
gerilme,kontraksiyon,anoksi ve enfeksiyon gibi stimiluslar ağrı
oluştururlar.Bu ağrı sempatik sinirlerle medulla spinalise ulaşıp,miyelinsiz
sinir lifleri ile talamusa taşınırlar.Talamus düzeyinde kaldıklarında ve
kortekse ulaşamadığı için lokalizasyonu tam olarak belirlenemez ve kesin bir
yorum yapılamaz.Visseral ağrılar karında orta hatta,derinden
gelen,müphem,orta şiddette,lokalizasyonu kesin olarak tarif edilemeyen
ağrılardır.Etraftaki kaslarda defans yoktur.Genellikle visseral organlardaki
fizyolojik bozukluklar sonucu ortaya çıkarlar.
2.PERİYATO-VİSSERAL KARIN AĞRILARI
Visseral sinirler ile beraber serebrospinal
sinirlerin de uyarıldığı ve ağrı impulsunun kortekse kadar taşındığı
ağrılardır.Bu tip ağrılara genellikle organdaki patolojik olayın ilerlemesi
sonucu çıkan visseral stimulusların miyelensiz sinirlerle taşınamayacak
kadar artması neden olur.Böylece stimulusların bir kısmı serebrospinal
sinirlerle de taşınmaya başlar.Kortekse kadar ulaştığından ağrının yorumu ve
lokalizasyonu tam olarak yapılabilir.Bu ağrılar genellikle şiddeti açıkça
tarif edilebilen ağrılardır.Olay ilerleyince defans gelişir.Bu ağrılar
genellikle patolojiye iltihaplanma unsurunun da ilavesi sonucu ortaya çıkar.
3.İMA ( YANSIYAN ) AĞRILAR
Ağrının patolojik olayın geliştiği organ ve
bölgeden başka bir yerde hissedilmesidir.Hafif-orta şiddette
pariyetovisseral ağrı niteliğindedir.Ağrı taşındığı serebrospinal sinirin
vücudu innerve ettiği dermatom üzerinde hissedilir.Defans görülebilir.
4.GERÇEK SOMATİK (PARİYETAL )KARIN AĞRILARI
Pariyetal peritondan kalkan ağrı stimulusları
serebrospinal sinirlerle serebral kortekse kadar taşınırlar.Bu yüzden
lokalizasyon ve yorum kesindir.Bu ağrılar solunum,kusma ve hareketle
artar.Rejitide mevcuttur.
Palpasyon: Hastaya
ağızdan nefes alıp vermesi söylenerek, her iki el yumuşak şekilde nastanın
karnına bastırılarak adale defansı ortaya ortaya çıkarılır. Adele defansı
bazen bölgesel(akut kolesistitde sağ üst kadranda), bazende tüm karında
(duodenum ülseri perforasyonunda tahta karın görünümü)saptanır. Akut karın
hastalıklarında derin palpasyon ile bazen kitleleride saptamak mümkündür.
Akut kolesistitde hidrops haldeki safra kesesi, torsiyone over kisti,
tümöral kitleler bu yol ile tespit edilebilir.
Parietal peritonun irritasyonunu gösteren Rebound
tenderness, palpasyon ile belirlenir. Direkt ve indirekt resound tenderness
olarak iki şekilde ortaya çıkabilir. Direkt olanla patolaji bölgesine derin
palpasyon yapılıp, aniden elimizi çekince ağrı artar. İndirekt olanda ise
ağrı palpasyon yapılan bölgede değil patolojinin olduğu bölgede tanımlanır.
Rovsing belirtisi:akut apandisitte,sol kolon
gazlarını proksimale sıvazlayarak sağda ağrı yayılmasıdır.
Murphy belirtisi:akut kolesistitde sağ
medioklaviküler hattın,arkus kostarumu kestiği bölgede palpasyon ile ağrı
bulunmasıdır.Palpasyonla inguinal ve femoral bölgeler ve erkek genital
organlarıda muhakkak araştırılmalıdır.
Oskültasyon : Barsak peristaltizminin
artması,mekanik barsak tıkanmaları,gastroenterit,mide ve barsak lümeni içine
kanamalarda görülür.Paralitik ileus (peritonitlerde),karın içindeki her
türlü sıvı toplanmalarında ve vasküler nedenli akut karın hastalıklarında
mezenter damar tıkanıklıklarında barsak sesleri azalır veya kaybolur.
Öksürük testi:Palpasyonla (özellikle rebound
tespiti için yapılan muayenede ) peritonitli hastalarda çok fazla ağrı
duyulabilir.Bu gibi hallerde öksürtülmekle hastanın en fazla ağrıyan yeri
tespit edilebilir.
Tuşe rektal:Pelvik lokalizasyonlu apandisitlerde ve
pelviperitonit hallerinde tek taraflı veya çift taraflı hassasiyet tespit
edilebilir.Rektum tümörü,uterus salpinksinin hassasiyeti ile salpenjit
tanısında yardımcıdır.Kadınlarda gerektiğinde vaginal muayenede
yapılmalıdır.
İleopsoas ve Obturator Testi:Akut karın
hastalıklarında fizik muayeneyi tamamlamadan önce özellikle retroperitoneal
bölgedeki bir abse veya perforasyonu gösterebilen ileopsoas testi (hasta
sırt üstü yatıp uyluk fleksiyonda iken dize karşı kuvvetle bastırılıp
ileopsoas kası kasılmaya sevk edilir.)ve obturator testi (uyluk içe,dışa
rotasyonu ile)yapılır.Obturator fıtıklarda obturator testinde o bölgede ağrı
uyanır.
Diğer semptomlar:Solukluk,hipotansiyon,taşikardi
kanamalarda (abdominal aort anevrizma rüptürü,dış gebelik
rüptürü)görülür.İltihabi olaylarda (apandisit,kolesistit,divertikülit
de)ateş,üşüme,titreme görülebilir.Süpüratif kolanjitlerde
sarılık,üşüme,titreme ve ateş ile birlikte sağ üst kadran ağrısı tipik
bulgulardır.
LABORATUAR VE DİĞER TANI YÖNTEMLERİ
İlk olarak hemoglobin,hemotokrit,lökosit sayısı ve
idrar tetkiki yapılmalıdır.Lökositoz ve periferik yaymada sola kayma
infeksiyonu gösterir.Kanamalarda hemoglobin ve hematokrit düşük
bulunabilir,ancak başlangıçta hemokonsantrasyon nedeni ile yanıltıcı
olabilir.Şok ve dehidratasyonda idrar dansitesi yüksek bulunur.Hematüri bir
üreter taşını düşündürür.Bazen akut apandisitte (retroçekal) idrarda kan ve
lökosit artışı olabilir.Akut pankreatitte amilaz değerleri artışı (önce
kanda,sonra idrarda)vardır.Ancak,peptik ülser perforasyonu ve
strangülasyonlu barsak tıkanıklıklarında da amilaz,akut pankreatitdeki
düzeylere çıkmasada artabilir.Diabetik hastalarda karın ağrısı yapabilen
ketoasidozun ayırtedilebilmesi için kan şekeri ve idrarda glikoz,aseton
artışı aranmalıdır.İdrarda albumin ve bilirubin tespitide cerrahi dışı
patolojileri belirleyebilir.SGOT,SGPT ve spesifik antijenlerin tespiti viral
hepatiti ayırt ettirebilir.
Radyolojik incelemeler, oldukça kıymetli bilgi
sağlar.
Ayakta ve yatarak direkt karın grafisi çekilmelidir. Ayakta direkt karın
grafisinde diafragma altında hava, genellikle içi boş organ
perforasyonlarına aittir.Bilier, üriner sistem taşları aorttaki
kalsifikasyonlar (anevrizmada), fekalitler direkt karın grafisinde
görülebilir. Yatarak çekilen grafilerde mekanik barsak tıkanmasının yeri
belirlenebilir. (tıkanmanın proksimalindeki distansiyon tanıda değerlidir.)
Mekanik barsak tıkanması ve paralitik ileus hallerinde barsaklarda sıvı-hava
seviyesi direkt karın grafisi ile saptanır.
Suda eriyebilen (gastrografin) gibi kontrast
maddeler ile, üst ve alt gastrointestinal sistem tıkanıklıkları tanısı için
incelemeye gidilebilir.
Safra yolları ile barsaklar arasında fistül
olduğunda safra yolları içinde ( hava) görülebilir.Safra taşına bağlı
mekanik tıkanmalarda değerlidir.
Psoas adalesi keskin kenar görünümünün bozulması ve
kaybolması bu adale üzerindeki retroperitoneal hematom veya infeksiyonun
(retroçekal apandisit ve apse
si)
belirtisi olabilir.
Akciğer grafisi, akut karın hastalığı şüpheli bir hastaya çekilmesi
gerekir. Bu şekilde, üst karındaki patolojileri taklit eden alt lop
pnomonileri ve ploreziler ayırt edilebildiği gibi, ameliyat olacak hastanın
akciğerlerinin preoperatif değerlendirilmeside yapılmış olur.
Anjiografi : Kanama ve mezenter
tıkanıklıklarında selektif anjiografi ile kanama ve tıkanma yeri
belirlenebilir ve aynı zamanda embolizasyon ile kanama tedaviside
yapılabilir.
Ultrasonografi: Akut karın tablosu ile gelen
her hastaya kolaylıkla yapılabilecek ve kısa sürede hekime çok fazla bilgi
sağlayabilecek bir yöntemdir.Hem akut karın hastalıklarının tanısında,hemde
bu hastalıkların diğer hastalıklardan ayrılmasında değerlidir.
Ultrasonografi ile,bilier sistem taşlarını, safra
kesesi, apendiks akut iltihaplarında duvar kalınlaşmasını, apseleri, karın
içindeki serbest sıvıyı, barsaklardaki dilatasyonu (paralitik ileus ve
mekanik barsak tıkanmalarında), over kistini, diğer karın içindeki kitleleri
tespit etmek
mümkündür.
Kontrast maddelerle yapılacak işlemler: Çok sınırlı durumlarda ve tanı
koyma güçlüklerinde başvurulabilecek incelemelerdir.Özafagus
perforasyonlarının tanısını koymak için suda eriyen maddelerle
(gastrografın) üst gastrointestinal sistem pasaj grafisi, sigmoid volvulusu,
yada invaginasyonda baryum enema, non travmatik hematürilerde IVP gibi
incelemelere bazen başvurulabilmektedir.
CT: Pankreasın, retroperitoneal lezyonların
tanısında yararlı bilgi verebilen bu yöntem abdominal kitleleri araştırmada
da yararlıdır.
Endoskopi: Proktosigmoidoskopi , mekanik
barsak tıkanmalarının nedenini araştırmada alt gastrointestinal kanamaların
ve kolondaki kitlelerin araştırılmasında başvurulabilecek bir yöntemdir.
Aynı şekilde özafagogastroskopi de üst gastrointestinal kanama ve mide
tümörlerinin tanısında yardımcıdır.
Laparoskopik girişimler: Günümüzde bir çok akut karın hastalığının
(duodenal ulkus perforasyonu, bride bağlı mekanik barsak tıkanması, akut
apandisit, akut kolesistit) hem tanı ve hemde tedavisinde laparoskopik
cerrahiden yararlanılmaktadır.
Parasentez ve Peritoneal lavaj: Karın içinde
kan, idrar, safra, barsak içeriği, cerahat bu yolla saptanablir.
Bütün bu incelemelere rağmen hala akut karın
hastalığı tanısı tam olarak konamamış fakat kuşku varsa, hekimin hastayı
izlemesi, fizik muayene ve laboratuar incelemelerini tekrarlaması önerilir.
Bazı hallerde laparotomiye başvurulabilir. Ancak bu araştırıcı laparotomiye
başvurmadan önce akut karın hastalığını taklit eden hastalıklar iyice
araştırılmalıdır.
AKUT KARIN HASTALIKLARININ
AYIRICI TANISI
Akut karın hastalığı tanısı konulurken en önemli olan şey, cerrahi girişim
gerektirmeyen patolojilerin ayırt edilmesi olup, bu patolojileri şöyle
sıralayabiliriz.
Akut mezenter lenfadenit :
Gençlerde en çok akut apandisit ile karıştırılabilen
bu patolojide karın ağrısı vardır. Defans ve rebound yoktur. Henüz yeni
geçirilmiş veya geçirilmekte olan üst solunum yolu enfeksiyonu hikayede
genellikle bulunur. Yüksek ateş, servikal lenfadenopati bulunur. Hasta bir
süre izlendiğinde mezenter lenfadenit kendiliğinden geriler.
Akut Gasroenterit :
Karın ağrısı, bulantı, kusma, diare ile seyreder ve
pelvik apandisit ile karışabilir. Tekrarlayan pelvik muayenelerde ve tuşe
rektalde hassasiyet, barsak seslerinde azalma pelvik apandisiti düşündürür.
Gastroenteritte hiperperistaltizm vardır. Salmonella gastroenteriti aynı
yemeği yemiş kişilerde toplu halde oluşursa ayırıcı olabilir. Lökopeni veya
lenfositoz gastroenterit lehinedir.
Graff folikülü ve korpus luteum rüptürü :
karın alt kadranında ağrı, bulantı, kusma ile
birlikte görülebilen bu durumda bazen karında hassasiyet ve defans da
saptanabilir. 20-30 yaşlarında genç kadınlardaiki menstrüasyon
arasındaki döneme rastlayan bu tablo kısa süreli bir iz
lem
ile kaybolur.
Akut salpenjit :
Alt kadranda karın ağrısı anamnezi uzun süreli olabilmektedir ve bu şekilde
cerrahi girişim gerektiren akut karın hastalıklarından ayırt edilir. Adet
düzensizliği, vaginal akıntı, yüksek ateş ve sık idrar yapma vardır. Vaginal
tuşede serviks hassastır.
Miyokard infarktüsü : Üst karında ağrı,
bulantı yapabilir. Defans yoktur. Barsak sesleri normal olup dikkatli bir
kardiovasküler muayene, EKG ve diğer kalp tetkikleri ile ayırıcı tanı konur.
Akut hepatit : Karın ağrısı, bulantı, kusma
ile akut karın hastalıkları ile karışabilir. Defans yoktur. Barsak
peristaltizmi normal olup karaciğer fonksiyonlarını gösteren testler
(SGOT,SGPT) kanda yükselir, yüzey antijenleri tespiti ile ayırıcı tanı
konur.
Bazal pnomoni, Plorezi ve Ampiyem : Bu gibi
akciğer patolojileri de üst karın ağrısı yaparak akut karın patolojisi
sanılabilir. Defans yoktur, karın yumuşaktır. Solunum seslerinin dinlenmesi
ve direkt akciğer grafisi ile tanı ayırımı yapılabilir.
Meckel divertiküliti : Akut apandisiti
taklit eder. Bulgular hemen tamamen akut apandisit bulgularına uyar.
Çogunlukla ayırıcı tanı laparatomi ile yapılabilir. Ameliyat sırasındaki
gözlemde appendix olağan ise, ileumun son 100cm’lik kısmı muhakkak gözden
geçirilmelidir. Meckel divertikülitisi varsa divertikülektomi veya parsiyel
ince barsak rezeksiyonu yapılarak tedavi edilebilir.
Üreter ve böbrek taşları :
Karın ağrısı, bulantı, kusma yapabilirler. Hatta paralitik ileus tablosu
verip direkt karın grafisinde barsaklarda hava-sıvı seviyesi görülebilir.Bu
hastalarda lomber bölgedeki kolik ağrı, hematüri tespiti (hikayede önceden
taş olabileceğinden) araştırılmalıdır.
Diabetik ketosidoz koması : Bu hastalarda diabete bağlı poliüri,
polidipsi gibi bulgular yanında akut karın ağrısı, bulantı, kusma, karında
hassasiyet bazı vakalarda bulunabilir ve akut karın hastalığı sanılabilir.
Hastanın öyküsünde travma, infeksiyon, stress gibi etkenler vardır. Takipne,
dehidratasyon, aseton kokan nefes kan glukosunda artma idrarda şeker ve
aseton bulunur. Diabetin tıbbi tedavisi ile karın ağrısı ve hassasiyet
geriler, kaybolur.
Akut intermittant porfiria : Karın ağrısı
porfiri ataklarının ilk 24-48 saatinde olabilir. Kişilik değişiklikleri
delirium reaksiyonları olabilir. Barbitürat alan hastalarda başlayabildiği
gibi griseofulvin, östrojen, ergot preparatları ve klorpropamid gibi
ilaçlarda krizi başlatabilir. Bu hastalarda alınan taze idrar durmakla veya
Ehrlich aldehit ilavesi ile kırmızı renk alır.
FMF
(Familial Akdeniz ateşi) : 5-15 yaşta başlar. Ataklar tarzında başlar.
Tekrarlayan ateş poliserozit vardır. Ataklar 24-48 saatte bitebilir, bazen
72 saate uzayabilir. Karın ağrısı, huzursuzluk, rebound, defans olabilir.
Asit olabilir. Karın ağrısı süresinde konstipasyon ağrı geçince diare
olabilir. Birkaç gün orşit atakları, alt ekstremitede artrit, erizipel
şeklinde deri değişiklikleri ve serum amiloid artışı vardır.
Addison Krizi:
Halsizlik, iştahsızlık, yorgunluk, kilo kaybı, pigmentasyon artışı, tuz
açlığı, gastrointestinal semptomlar (karın ağrısı, bulantı, kusma),
taşikardi, hipotansiyon olabilir.
Kurşun zehirlenmesi: İçme suları ve boyalarla olabilen zehirlenmelerde
karın ağrısı, anemi, baş ağrısı, hafıza kaybı vardır ve kanda kurşun 4-5
mmol/lt den yüksektir.
Akut losemi : Bulantı, abdominal dolgunluk,
hepatosplenomegali gibi karın semptomları yanında anemi, çabuk yorulma,
çarpıntı, dispne, peteşi, ekimoz, dişeti kanaması olabilir. Santral sinir
sistemi etkilenen vakalarda bulantı, baş ağrısı olabilir.Tanı , kemikiliği
biopsisi ve a
spirasyonu
ve periferik yayma ile konur.
PERİTONİTLER
Akut karın hastalıkları sonucu oluşan peritonitler
1-Primer, 2-Sekonder olarak oluşur.Nadir oluşan primer peritonit karında
asit, siroz, böbrek hastalığı olan kişilerde hematojen yolla
mikroorganizmaların oluşturduğu peritonit olup bunlarda operasyonda herhangi
bir neden saptanamaz. Peritonitin sıklıkla oluştuğu haller ise; içi boş
organ perforasyonları veya karın içi oluşumlardaki lokalize bir enfeksiyonun
karına yayılması ile oluşur. Hangi şekilde oluşursa oluşsun peritonitte
bulgular aynıdır. Karında yaygın ağrı, distansiyon barsak seslerinin kaybı,
gaz ve feçes çıkışının duruşu, hipotansiyon, ateş, taşikardi ve ajitasyon
ile karakterize bir tablo vardır. Hipovolemik ve septik şokun bir arada
bulunduğu bu patolojinin uzun süre devam edip, tedavisinin gerçek bir
şekilde yapılmadığı durumlarda organ yetmezlikleri (akut böbrek yetmezliği,
karaciğer yetmezliği, solunum yetmezliği) ile hasta exitus olabilir. Bunun
dışında karaciğer apsesi, intraperitoneal multipl apseler pylefilebitis
yapabilir. Peritonitte erken tanı, gerçek tedavi ve geniş spektrumlu
antibiotiklerle mortalite azalır ve prognoz düzeltilir.
AKUT KARIN HASTALIKLARINDA CERRAHİ TEDAVİ :
-Preoperatif hazırlık
-Operatif tedaviler
-Post operatif tedavi olarak
özetlenebilir.
Preoperatif hazırlık : Akut karın hastalıklarında preoperatif olarak
hazırlık gerekebilir. Özellikle mekanik barsak tıkanıklıklarında sıvı ve
elektrolit kayıpları (hipovolemik ve hipokloremik alkaloz ) oluşabilir.Böyle
durumlarda hastaların kaybettiği sıvı ve elektrolitlerin, ameliyat öncesi
belirlenmesi ve mümkünse preoperatif devrede düzeltilmesi gerekir.
Genellikle bu tip hastalarda böyle bir preoperatif hazırlık için zaman
vardır. Ancak, akut karın hastalıklarının bir kısmında ise böyle bir
preoperatif hazırlık için zaman yoktur. (Anevrizma rüptürü, mezenter arter
tıkanıklıklarında olduğu gibi) Eğer akut karın hastalığı nedeni ile bir
hastaya laparotomi karar verilmiş ve preoperatif hazırlık döneminde ise, bu
gibi durumlarda hastaya analjezik, antibiotik, oksijen inhalasyonu gerekli
olduğunda verilebilir. Ayrıca, nasogastrik sonda, idrar sondası, santral ven
kateteri konmalıdır. Nasogastrik aspirasyon ile hastada gastrointestinal
dekompresyon sağlanır ve anestezi esnasında mide içeriğinin aspirasyonuna
engel olunur. (Özellikle distansiyonu fazla hastalarda bu önemlidir.) İdrar
miktarı(saatte 40-60ml olacak şekilde ve santral venöz basınç kontrolü ile
(8-10cm –su) serum ve gerekli ise kan perfüzyonuna başlanır.
Operatif tedavi : Akut karın hastalıklarının
operatif tedavisi bu tabloya neden olan patolojilere göre farklıdır. Akut
apandisitte (appendektomi), Akut Kolesistitte (Kolesistektomi), Duodenum
perforasyonlarında (primer sütür veya primer sütür+ülser etyolojisine
yönelik vagotomi ve drenaj gibi operasyonlar) kolon perforasyonlarında
(kolostomi, rezeksiyon+kolostomi, primer sütür), Aort anevrizma
rüptürlerinde (greftle onarım), mezenter arter tıkanıklıklarında
(embolektomi, arter rekonstriksüyonları, barsak rezeksiyonları
uygulanabilir. Bu şekilde, akut karın hastalığına neden olan primer
patolojiye yönelik tedavi gerçekleştirildikten sonra operatörün yapması
gerekli işlemler vardır Bunları şu şekilde özetleyebiliriz;
1-İntestinal dekompresyon
2-Peritoneal lavaj
3-Drenaj
İntestinal dekompresyon :
Hastaya Muller – Abbot tüpü yutturulup ince barsaklara geçirilerek
yapılabildiği gibi, bu başarılamıyorsa ince barsak distansiyonunun en az
olduğu bir bölgeden küçük bir enterotomi yapıp, buradan barsağa aspiratörün
sokulması ile dekompresyon sağlanır.Ancak bu şekildeki bir dekompresyon
özellikle barsak distansiyonunun fazla olduğu durumlarda sonradan karın
içine barsağın açılması ile sonlanabilir ve risk taşır. İntestinal
dekompresyonun yapılması, post operatif yara açılmaları ve solunum
güçlüklerinden hastayı korur, karnın kapatılmasını kolaylaştırır.
Periton lavaj: Karın içinin cerahat, safra
ve barsak içeriği ile kirlendiği hallerde bu kirliliğin derecesine göre
bazen 8-10 lt serum fizyolojik (ılık) ile karın yıkanarak mekanik temizlik
sağlanmalıdır.
Drenaj : Karın
içinde sonradan apse gelişebilecek pelvis içi, parakolik bölgeler,
subdiafragmatik ve subhepatik bölgelere drenler yerleştirilerek gerektiğinde
post operatif dönemlerde de peritoneal lavaj devam ettirilebilir.
Post operatif tedavi :
Barsak peristaltizmi geri dönünceye kadar hastalara
ağızdan gıda verilmez. Bu sürede hastaya ihtiyacı olan serumlar ve kan
transfüzyonu (gerekenlerde) uygulanır. İleri derecede peritoniti olanlarda
bazen 10-15 gün süre ile parenteral beslenme gerekebilir. Bu süre içinde
nasogastrik aspirasyon, analjezik, gereken elektrolit solüsyonları,
antibiotiklerle tedavi devam ettirilir. Barsak peristaltizmi başlayınca (nasogastrik
sonda çekilip) önce sıvı ve yumuşak gıdalar ve sonra katı gıdalara geçilir.
PROGNOZ
Akut karın hastalıklarının prognozu sebebe, yaşa ve
ameliyattan önce geçirilmiş sürenin uzunluğuna göre değişir. Örneğin : kolon
perforasyonlarında prognoz duodenum perforasyonlarından kötüdür. Aort
anevrizma rüptürlerinde %60-70 mortalite vardır. Yaşlılarda mortalite
gençlere göre fazladır.Akut karın patolojisinin başlaması ile ameliyatın
uygulanmasına kadar geçen süre ne kadar uzun ise prognoz o kadar kötüdür.
Kaynak : Prof.
Dr. Ali KOYUNCU
Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı Başkanı