BESİN ZEHİRLENMELERİ
Besinler birçok
infeksiyon hastalığının bulaşmasında aracı rol oynayabilirler. Bu
hastalıklardan özel bulgularla seyredenlerin dışında daha çok bulantı, kusma,
ishal gibi gastrointestinal semptomlarla seyredenler besin zehirlenmesi olarak
tanımlanır.
Besin zehirlenmesi başlığı altında yer alan diğer bir konu da infeksiyöz
olmayan ve yenilen besinlerin kendilerinin içerdiği toksinler nedeniyle oluşan
klinik tablolardır. Bunlara örnek olarak mantar zehirlenmesi, bal zehirlenmesi,
deniz ürünleri zehirlenmesi sayılabilir.
BULANTI - KUSMA İLE SEYREDEN BESİN ZEHİRLENMESİ SENDROMU
Tanım ve klinik bulgular : Esas klinik tabloyu bulantı ve kusma
oluşturur. İshal buna eşlik edebilir, ateş beklenen bir bulgu değildir. Klinik
tablo besinin üzerinde ürerken bakterinin saldığı toksinin besinle birlikte
alınması ile 1-6 saat gibi kısa bir sürede ortaya çıkar
Etyoloji : Bu tabloya neden olan iki bakteri Staphylococus aureus ve
kusmaya neden olan toksin salan Bacillus cereus dur.
Bakır, çinko, demir, kadmiyum, teneke gibi kapların içinde bekletilmiş asidik
yiyeceklerle de 5-60 dakika içinde ortaya çıkan bulantı, kusma, karın ağrısı ve
ek olarak metalik tat ile kendini gösteren bir tablo gelişir. Kadmiyum ve çinko
miyalji'ye, kadmiyum hipersalivasyona neden olur. Semptomlar kendi kendine
düzelir
Epidemiyoloji : S. aureus özellikle proteinden zengin şeker veya tuz
içeren besinlerde rahatlıkla üreyebilir. Bu nedenle salam, kremalı yiyecekler,
mayonezli patates salatası diğer yumurtalı salatalar stafilokoksik besin
zehirlenmesinde rol oynayan belli başlı yiyeceklerdir. Besinin görünüm ve
kokusu normaldir. Her mevsim görülebilir. B. cereus ile oluşmuş besin
zehirlenmelerinin bir çoğu Çin restoranlarında kızarmış pirinç yiyenlerde
görülmüş ve pirincin kızartılmasından önce hafif haşlanıp oda ısısında
bekletilmesi sırasında B. cereus'un sporlu şeklinden vegetatif formuna
dönüşmesi ve toksin salması ile açıklanmıştır. Ülkemizde yayınlanan bir B.
cereus toplu besin zehirlenmesinde pilav kaynak besin olarak
bildirilmiştir.Ayrıca süt tozu, puding, vanilya sosu ve kurutulmuş sebze gibi
yiyeceklerin de B. cereus zehirlenmesine yol açtığı bildirilmiştir.
Tanı : Tanı için hastanın kusmuk ve dışkısı ile yenilen gıdadan kültür
yapılır. S. aureus besin zehirlenmesinde yiyecek hazırlayan kişinin S. aureus
portörü olup olmadığının araştırılması uygun olur. Besin hazırlayıcısında
pürülan bir cilt lezyonunun olma olasılığı da unutulmamalıdır.Etken olguların
hemen hepsinde S. aureus'tur, ancak S. epidermidis'in neden olduğu bir toplu
besin zehirlenmesi bildirilmiştir . S.aureus besin zehirlenmesi salgınlarının
araştırılmasında doğrulama için şüpheli besinden, hastaların kusmuk ve
dışkılarından, besin hazırlayıcıların ellerinden veya deri lezyonlarından izole
edilen S.aureus suşlarının aynı faj tipi olduğu gösterilebilir. Doğrulama için
şüpheli besinde gram başına 105 den fazla S.aureus izole edildiğinin
belirlenmesi veya stafilokokal enterotoksinin besinde jel difüzyon, RIA,
hemaglütinasyon, immünfloresans veya ELISA gibi yöntemlerle saptanması da
mümkündür.
Tedavi : Antibiyotık tedavisi gerekmez.
NONİNFLAMATUAR
İSHAL İLE SEYREDEN BESİN ZEHİRLENMELERİ
Tanım ve klinik
bulgular :
Besinin alınmasından 8-96 saat sonra ortaya çıkan sulu dışkı ile karakterize
bir ishal ve karın ağrısı ile seyreden bir tablodur.Bulantı, kusma ve nadiren
düşük derecede ateş tabloya eşlik edebilir.İnkubasyon süresi ve semptomların
şiddeti etken olan mikroorganizmaya bağlı olarak değişiklik gösterir.
Etyoloji : Clostridium perfringens, ishale neden olan toksin salan B.
cereus, ETEC (Enterotoksijenik E. coli), Vibrio cholerae, bu tabloya neden olan
başlıca bakterilerdir. Norwalk virusu gibi viruslar ve Giardia, Kriptosporidium
gibi parazitler de bu tabloya neden olabilir.
Epidemiyoloji : C. perfringens besin zehirlenmesi salgınlarında çok
sayıda insanın hastalanması dikkati çeker. Önceden pişirilmiş yemeğin tekrar
düşük derecede ısıtılması ve bekletilmiş olması kolaylaştırıcı bir
faktördür.Sorumlu gıda türü daha çok etler, et suları gibi besinler olmaktadır.
Bacillus cereus'a bağlı ishal sendromu soğukta saklanılmasında yetersizlik
olmuş her türlü besin ile bulaşabilir.
Vibrio cholera daha çok salgınlar sırasında, ETEC ise en sık seyahat sonrası
gelişen ishallere neden olur. Kriptosporidium da daha çok immün yetmezliği olan
hastalarda etkendir.
Tanı : Dışkının direkt olarak incelenmesinde lökosit görülmez. Tanı
dışkı ve şüpheli besinin kültürü ile konulabilir. C. perfringens ve B. cereus'
un toksinlerinin immünolojik yöntemlerle araştırılması da mümkündür. Anamnez
Giardia düşündürüyorsa (uzun süreli ınkübasyon ve ishal , yağlı dışkı,
malabsorbsiyon, yetişkinlerde peptik ülser benzeri yakınmalar ) Tanıda dışkıda
trofozoit veya kistin iyot veya immün floresan yöntemi ile gösterilmesi yanında
dışkıda ELISA ile antijen aranması da mümkündür. Etken duodenal aspirasyon
sıvısında da aranabilir.
Kriptosporidium tanısı için dışkıda kistler modifiye aside
dirençli boyama ile ya da daha duyarlı olan monoklonal antikorlu direkt immün
floresan yöntem ile gösterilebilir. ELISA ile antijen saptanması da mümkündür.
Norwalk ve benzeri virusların tanısı antijen arama ile yapılabilir ancak
rutinde kullanılmamaktadır.
Tedavi : Antibiyotik tedavisi Vibrio cholera dışında kullanılmaz. ETEC
in neden olduğu seyahat ishallerinde florokinolon kullanılabilir. Bizmut
subsalisilat da yararlı olabilir.Giardia için metronidazol, albendazol,veya
furazolidon kullanılır. Kriptosporidium tedavisinde de paramomisin, spiramisin
veya azitromisin denenebilir.
İNFLAMATUAR İSHAL İLE SEYREDEN BESİN ZEHİRLENMELERİ
Tanım ve klinik Bulgular : Bu klinik tabloya intestinal mukozaya penetre
olan bakteriler neden olur ve ateş, karın ağrısı , ishal başlıca bulgulardır.
Tabloya bulantı, kusma ve nonspesifik bulgular eşlik edebilir. Etkene göre
değişmek üzere dışkı kan, mukus veya lökosit içerir ve şekli de farklılıklar
gösterir. Örneğin şigellozda kirli kanlı bir dışkı, amipli dizanteride jöle
şeklinde şeffaf kanlı bir dışkı vardır.
Etyoloji : En sık olarak Salmonella, Shigella, Campylobacter neden
olur.Yersinia türleri ve Enteroinvaziv E.coli ,Vibrio parahemolyticus Aeromonas
hydrophila, Plesiomonas shigelloides, Arizona hinshawii gibi diğer bazı
bakteriler; Entamoeba hystolitica gibi parazitler de bu tabloya yol açabilir.
Epidemiyoloji : Nontifoidal Salmonella, ve Yersina türleri değişik
hayvanlarda bulunabilen dolayısı ile hayvansal ürünlerle bulaşabilen
bakterilerdir. Vibrio parahaemolyticus infeksiyonu özellikle deniz kenarlarında
ve yaz aylarında daha sıktır. Başlıca infeksiyon kaynağı deniz ürünleridir Japonya
bu infeksiyonun en fazla görüldüğü ülkedir. Yersinia'nın önemli bir özelliği 4
derecede üreyebilmesidir. En sık görüldüğü mevsim kıştır. Shigella cinsi esas
insan patojeni olması nedeniyle daha çok az gelişmiş ülkelerde ve koşulların
iyi olmadığı durumlarda daha sık görülür, hayvanlarda da bulunabilen bakteriler
ise gelişmiş ülkelerde de sık görülebilir. Nontifoid salmonellalar ile meydana
gelen infeksiyonlardaki son zamanlardaki artışın kontrolsüz antibiyotik
kullanımı ve böylece intestinal floranın değişmesi ile ilgili olduğu
düşünülmektedir. Etken bakteriler sıklığı ülkeden ülkeye farklılıklar
göstermektedir. Vibrio parahaemolyticus infeksiyonu Japonya'da, Yersinia
İngiltere ve kuzey Avrupa ülkelerinde daha sık görülmekte. Enterohemorajik
E.coli ler içinde kanlı ishal ile seyreden hemorajik kolite en sık neden olan
serotip olan E.coli O157:H7 ABD, Kanada ve Avrupa ülkelerinde hamburger ve
diğer çeşitli besinlerle oluşan besin kaynaklı salgınlarda saptanmıştır. Bugüne
kadar yapılan çalışmalar ülkemizde bu etkenin çok yaygın olmadığını
düşündürmektedir.
Tanı : Dışkının direkt incelemesinde inflamasyonun bir belirtisi olarak
lökosit görülür. Etkenin Shigella, Enterohemorajik E.coli ve Entamoeba
hystolitica olması durumunda dışkıda eritrosit vardır. Entamoeba hystolitica
nın etken olduğu durumda inflamasyona rağmen dışkıda lökosit fazla artmaz.
Etken bakteri dışkıda ve örnek varsa yenilen besinde üretilebilir.
Campylobacter diğer dışkı florası bakterilerine göre daha yavaş üremesi ve
mikroaerofilik olması nedeniyle özel koşullarda üretilebilecek bir bakteridir.
Ancak morfolojik yapısının virgül, S, martı kanadı gibi şekliyle dışkı florası
bakterilerinden farklı olması nedeniyle direkt dışkı veya rektal sürüntü
preparatının %1 sulu fuksin veya Gram boyası ile boyanması tanı için yardımcı
olabilir.
Şigelloz ve amipli dizanteri ile İnflamatuvar barsak hastalıklarının ayırıcı
tanısı yapılmalıdır.
Tedavi : Etken üretilmiş ise tedavi etkene yönelik olarak yapılır. Non
tifoidal salmonella olgularında antibiyotik tedavisi, dışkıda salmonella
salınım süresini uzatması ve salmonellalardaki antibiyotik direnci
gelişimindeki rolü nedeniyle önerilmemektedir. Ancak kendiliğinden düzelmenin
olmadığı yüksek ateşle ve enterokolit tablosu ile seyreden olgularda ve altta yatan
immünite bozukluğu varsa (orak hücreli anemi, diyabet mellitus, malignansi,
AIDS, kanser, yenidoğan ve yaşlılık dönemi gibi) antibiyotik kullanılır.
Ülkemizdeki direnç durumu da göz önüne alınırsa yetişkin grubunda
florokinolonlar, çocukluk çağında da sefalosporinler kullanılacak
antibiyotikler olarak söylenebilir. Şigelloz tedavisinde de florokinolonlar
kullanılır. Etkenin Campylobacter olması söz konusu ise eritromisin kullanılır,
diğer makrolidlerde kullanılabilir.Etkenin saptanamaması halinde ampirik
kullanım için önerilen florokinolon kullanılmasıdır.
İNFEKSİYÖZ OLMAYAN BESİN ZEHİRLENMELERİ
Mantar Zehirlenmesi
Mantarın türüne bağlı olarak değişen tablolar ortaya çıkabilir . Konfüzyon,
ajitasyon, görme bozukluğu, laterji, gibi bulgular görülebilir. Alkol
alınımında disülfiram benzeri etkiye neden olan mantarlar yanında sadece
gastroenterit yapanlar da vardır. Amanita muscaria gibi bazı mantar türlerinin
parasempatomimetik etkili toksin içermesi nedeniyle başlıca zehirlenme
bulguları: pupillerde miyozis, terleme, bulantı, kusma, ishal, karın ağrısı,
solunum sıkıntısı, hipotansiyon, tükrük ve göz yaşında artma şeklindedir. Bu
bulgulara tremor, konfüzyon, delirium eklenebilir. Bulguların ortaya çıkması
dakikalarla ifade edilebilecek kadar kısa veya 2 saat gibi bir süre olabilir.
Tedavi için atropin sülfat kullanılır.
Amanita phalloides türü mantarlar ise çeşitli organlarda hücre zedelenmesine
yol açan toksinleri nedeniyle organ bozuklukları ile seyreden mortalitesi % 50
den yüksek ağır bir tabloya neden olurlar. Hepatorenal yetmezliğe yönelik
tedaviler (Karaciğer nakli, hemodializ) yararlı olabilir .
Bal Zehirlenmesi
Ülkemizde özellikle Karadeniz Bölgesinde bulunan bazı bitkilerin çiçeklerinden
yapılmış bal (deli bal) ile meydana gelen zehirlenmede bulantı, kusma,
hipotansiyon ve baş dönmesi, bradikardi, görme bozukluğu, terleme bazen de
delirium ve paralizilerle seyredebilen bir tablo gelişir. Ölüm nadirdir.
Destekleyici tedavi yapılır .
Deniz Ürünleri Zehirlenmesi
Birkaç çeşit klinik tablo gelişebilir. Uskumru cinsi bazı balıklar (tuna, torik
gibi) ile bulantı kusmanın yanında histamin reaksiyonuna benzer bir tabloya yol
açabilir. Bazı deniz ürünleri ile oluşan besin zehirlenmelerinde ise bulantı ve
diyarenin dışında çeşitli paralitik bulgular, fotofobi, görme bozukluğu,
hipotansiyon, ağrı ve /veya parestezi eşlik eder.
Diğer Besin Kaynaklı İnfeksiyonlar
Besinler bazen de bulaşmaları tamamen farklı yollarla olan infeksiyonların
bulaşmasında aracı rolü oynayabilirler. Örneğin nadiren görülebilecek bir durum
olarak besin kaynaklı streptokok farenjiti epidemisi bildirilmiştir .
Kaynak :
Türk İnfeksiyon Web Sitesi (TİNWEB)