ERİTEMA İNFEKSİYOZUM (5. hastalık)
Parvovirus B19’un neden olduğu, genellikle çocuklarda görülen bir enfeksiyon
hastalığıdır. Kızlarda görülme oranı erkeklerden biraz daha fazladır. Vakaların
% 70’i 5-15 yaş arasındaki çocuklardır.
Klinik : İnkübasyon süresi 7-10 gün (4-21 gün)’dür. Subklinik
enfeksiyonlar sıktır. Bifazik bir hastalıktır. Temastan yaklaşık bir hafta
sonra hafif prodromal semptomlar (başağrısı-% 20, ateş-% 20, boğaz ağrısı-% 15,
kaşıntı-% 15, burun akıntısı-% 10, karın arısı-% 10, artralji-% 10) ortaya
çıkar ve 2-3 günde kaybolur. Artralji yetişkinlerde % 50 kadar yüksek oranda
görülebilir. Yaklaşık 7 günlük bir semptomsuz dönemden sonra tipik ekzantem
ortaya çıkar, bunun da 3 dönemi vardır: Önce yüzde kırmızı, “tokat yemiş çocuk
görünümü” olarak tarif edilen eritem ve peroral solukluk ortaya çıkar.
Genellikle 1-4 gün sonra gövdede ve ekstremitelerin proksimalinde dantel
görünümünde makülopapüler döküntü gelişir. Üçüncü dönemde ise kaybolan
döküntünün haftalar veya aylar sonra, eksersiz, irritasyon, banyo veya güneş
ışıkları ile ısınma gibi uyarılarla rekürrensi söz konusudur. Döküntü özellikle
yetişkinlerde kaşıntılıdır. Enantem görülmez. Döküntü çocukların % 75’inde,
yetişkinlerin ise % 50’den azında görülür.
Komplikasyonlar : Artropati (Simetrik poliartrit tarzındadır, genellikle
parmaklar tutulur, temastan 2-3 hafta sonra gelişir, daha çok yetişkin
kadınlarda görülür), kronik hemolitik anemili hastalarda aplastik krizler,
hidrops fetalis (gebeliğin erken döneminde hastalığı geçiren annelerin
çocuklarının % 10’unda görülebilir. Malformasyon bildirilmemiştir, bu nedenle
abortus endikasyonu yoktur).
Epidemiyoloji ve bulaşma : Bulaşma genellikle solunum yolu sekresyonları
ile olursa da, atıklarla ve kan transfüzyonu veya anneden bebeğe vertikal geçiş
şeklinde parenteral bulaşma da bildirilmiştir. Daha çok kış ve ilkbahar
aylarında görülür, 4-7 yılda bir siklik epidemiler yapar. Eviçi temaslarda
bulaşma şansı % 30-50’dir.
Tanı : Döküntünün tipik olması ve hastalığın prognozunun iyiliği
nedeniyle rutin laboratuvar testi gerekmez. Beyaz küre sayısı genellikle
normaldir, hafif eozinofili görülebilir. Birlikte hemolitik anemi, gebelik veya
artropati varsa serolojik tanı gerekebilir. Akut dönemde Ig M pozitifliği veya
konvalesan serumda akut döneme göre en az 4 kat Ig G artışı veya negatifken
pozitifleşme tanıyı doğrular. Virus standart hücre kültürlerinde üretilemez.
PCR ve antijen testleri de mevcuttur.
Ayırıcı tanı : Kızamık, rubella, rozeola infantum, kızıl, riketsiyal ve
enteroviral döküntüler, sistemik lupus eritematosus, ilaç erüpsiyonları,
allerjik döküntüler.
Tedavi : Spesifik tedavi yoktur. Semptomatik tedavi (antipiretik,
antihistaminik…) uygulanabilir. Vakaların aşırı sıcaktan ve güneş ışığından
uzak tutulmaları uygun olur.
Korunma : Döküntü çıktığında bulaşıcılık kaybolmuştur. Aplastik krizli
hastalar eritrosit sayısı normale dönünceye kadar viremiktir ve virusu
bulaştırabilir. Bu vakaların gebe kadınlardan, kronik hemolitik anemili ve
immün yetmezlikli hastalardan uzak tutulması uygun olur.
Kaynak :
Türk İnfeksiyon Web Sitesi (TİNWEB)