|
|
İNTERNET DOKTORU |
|
AKUT İSHALLİ HASTAYA YAKLAŞIM
I. Tanım: İshal
(diyare), günlük dışkılama sayısının (2-3 kezden) ve miktarının normalden (200
gram) fazla, kıvamının ise sulu olması halidir. İnfeksiyöz ya da infeksiyöz
olmayan birçok nedenle ortaya çıkabilir. Sadece yenmiş/içilmiş olan aşırı yağlı
yiyecekler, kavun, incir, alkol gibi besinlerin yapısına bağlı olarak, hiçbir
hastalık olmaksızın gelişebileceği gibi, çok ciddi sonuçlara yol açabilecek
örneğin kolera, divertiküloz, iskemik kolit, malignensi, medüller tiroid
kanseri (Ca) gibi klinik tablolar da söz konusu olabilmektedir.
II.
Fizyoloji: Başlıca akut ishal
tablolarına geçmeden önce normal barsak fonksiyonlarını kısaca özetleyelim.
Ağız yolu ile alınan besinlerin iletilmesi gereken bölgelere rahatça
ilerleyebilmesi, ek salgı bezlerinden gelen maddelerin, enzimatik içeriklerin
sisteme homojen olarak dağıtılması, ozmotik olarak ya da kimyasal tepkimeler
yolu ile gereksinim duyulan maddelerin organizmaya kazandırılması için
gastrointestinal sistemi (GİS) oluşturan ana kanalın sıvı, akışkan ve hareketli
olması gereklidir. GİS bu nedenle birbirini izleyen sekresyon, absorbsiyon ve
düzenli işleyen bir motilite yeteneğine sahiptir. Bu amaçla, normal beslenen
bir erişkinde sisteme oral alım ve pankreatik, biliyer, gastrik ve intestinal
sekresyonlar yolu ile günde hemen hemen 10 litre kadar sıvı kazandırılır. Ağız
yolu ile alınan besine bağlı olmak üzere hipotonik ya da hipertonik haldeki
duodenal içerik üst GİS boyunca gerekli sekresyon ve absorbsiyon işlemlerinden
geçirilerek izotonik halde ileuma ulaştırılır ve burada suyun büyük kısmı
reabsorbe edilir. Arta kalan 1 litre kadarı ise kolona geçer ve bunun da
çoğunluğu emilir. Sonuçta GİS içindeki sıvının %99’u pasif olarak, bir kısmı da
aktif Na+ transportu sonucunda geri emilir, arta kalan 100 ml ise
dışkı içeriği olarak atılır.
İncebarsaklarda su ve elektrolitlerin
absorbsiyon ve sekresyon işlemleri villus-kripta ünitesince gerçekleştirilir.
Kriptalar, mukozal yüzeyin altında yer alan farklılaşmamış (indiferansiye)
hücrelerden ibarettir ve normal fonksiyonları sıvı ve elektrolit sekresyonudur.
Bu hücreler mukozal yüzeye, villuslara göç ederler ve yüzeye yaklaştıkça
erginleşirler. Villusların genel olarak absorbsiyon ile ilgili olduklarına
inanılmaktadır. Buradaki su absorbsiyonu iki mekanizma ile yapılmaktadır:
(a)
Na+/Cl- ko-transport mekanizması:
Bir Na+ molekülünün ozmotik
gradient ile lümen içinden mukozal hücre içine alınması sırasında suyun da
pasif olarak sürüklenmesi ve vasküler sisteme kazandırılması sağlanmaktadır. Bu
mekanizma siklik adenozin monofosfat (cAMP) ve siklik guanozin monofosfat
(cGMP) ile inhibe edilebilmektedir. Mikroorganizma kaynaklı enterotoksinler,
örneğin Vibrio cholerae kolerajen ekzotoksini ile, adenilat siklaz enzimini
aktive ederek bu inhibisyon yolunu kullanır ve ishale yol açar.
(b)
Na+ substrat ko-transport mekanizması:
Ortamda glukoz ya da aminoasidlerin
varlığında Na+ ve doğal olarak da suyun lümenden aktif
transportudur. İnfektif ajanların toksinlerinden etkilenmez ve dolayısı ile
infektif-sekretuvar ishallerde kaybedilen sıvı ve elektrolitlerin replasmanında
kullanılan yoldur.
Kolondaki transport mekanizmaları tam
olarak aydınlatılamamıştır. İncebarsak için geçerli olan mekanizmalardan bazı
farklılıkları olduğuna ve Na+ transportunun glukoz ya da aktif
emilen diğer bir maddeye bağımlı olmayan bir taşıyıcı aracılığı ile yapıldığına
inanılmaktadır.
III.
Etiyoloji: Başlıca akut ve kronik ishal
oluşum mekanizmaları Tablo-1’de verilmiştir.
Tablo-1. İshal oluşum mekanizmaları
|
1. 1. 1. Barsak lümeninde emilemeyen, ozmotik olarak aktif
solütlerin varlığı (ozmotik ishal), 2. 2. 2. İyon sekresyonunun arttırılması ya da reabsorbsiyonun
engellenmesi (sekretuvar ishal), 3. 3. 3. İntestinal
mukozanın bütünlüğünü bozan nedenler (tümörler, ülserler, mikroorganizma
invazyonu), 4. 4. 4. İntestinal motilitede artış ya da azalma (psikojenik ve
hormonal bozukluklar, otonomik nöropati). |
Akut
ishal, genel bir ifade ile üç haftadan
kısa sürmüş olgularda, kronik ishal ise daha uzun süren tablolarda söz konusudur.
Başlıca akut ishal nedenleri Tablo-2’de verilmiştir.
Tablo-2. Akut ishal nedenleri
|
İshal nedeni |
Mekanizma |
|
İnfeksiyonlar |
Toksin,
invazyon, direkt etki ile emilim bozukluğu |
|
İlaç
reaksiyonları |
Allerji,
nöral aktivasyon, emilim ve floraya etki |
|
İnflamatuvar
barsak hastalıkları (akut epizotlar) |
Oluşan
ülserlerin yol açtığı akut ataklar |
|
İskemi |
Mukozal
bütünlüğün bozulması |
|
Sistemik
hastalıklarda ishal atakları |
Kalsitonin
artışı (Karsinoid S., medüller tiroid Ca) Endotoksemi
(Bruselloz, listeryoz, enterik ateş) Bağ
dokusu bozuklukları (SLE, mikst) |
Yukarıda belirtilen nedenler arasında en
sık ishale yol açanlar, GİS
infeksiyonlarıdır. Konumuzu oluşturan akut infeksiyöz ishallerin daha iyi anlaşılması
için normal gastrointestinal flora Tablo-3’de, akut infeksiyöz ishal nedenleri
ise Tablo-4’de verilmiştir.
IV.
Epidemiyoloji: Akut infeksiyöz ishaller,
tüm dünyada sıklıkla karşılaşılan klinik tablolardır. Az gelişmiş ve gelişmekte
olan ülkelerde yaşayan beş yaşından küçük çocuklardaki ölüm nedenlerinin ¼
kadarından sorumludur. Ülkemizde çocuk ölüm nedenlerinin 4. sırasında yer
almaktadır. Beş yaşın altındaki her bebek yılda ortalama üç kez ishal
olmaktadır. İnfektif etkenlerin alınım yolu genellikle oral yol olduğu için,
bireysel hastalıktan çok aile içi ya da kitlesel hastalık tabloları ile
karşılaşılmaktadır. Bu bakımdan, hastalardan anamnez alınırken özellikle yakın
çevresinde aynı/benzer tabloların olup olmadığı, yakın geçmişte seyahat edilen
bölgeler, topluca yenen besinler, ayrıca kullanılan ilaçlar ve var olan diğer
hastalıklar sorgulanmalıdır.
Akut infeksiyöz ishallerin büyük çoğunluğu
besinlerle bulaştığı için bunlara Besin Zehirlenmeleri de denmekte olup, çoğu
zaman infektif nedenlere bağlı ishaller ile aynı anlamda kullanılmaktadır.
Bulaşmada en çok karşılaşılan yollar; kontamine suların içilmesi, direkt ya da
indirekt olarak kontamine olmuş besinlerin yenmesi ve immünitesi bozuk
konakçıda endojen floranın GİS mukozasına invazyonu olarak özetlenebilir.
Hastalıktan sorumlu olan çoğu etken uygun yöntemlerle klorlanmış suda uzun süre
yaşayamamaktadır. Bu nedenle su kaynaklı salgınlar; ya klora kısmen dirençli
etkenlerle (Rotavirüs gibi) ya da yeterli klorlama yapılmamış, çok fazla yoğunluk
ve çeşitte patojen ile, örneğin kanalizasyon suları ile kontamine suların ve
güvenilir, kapalı su şebekesi dışından edinilmiş örneğin kuyu sularının
içilmesi sonucunda gelişmektedir. Bir ülkenin gelişmişliği ile o ülkede görülen
GİS infeksiyonlarının ters orantılı olduğu söylenebilir.
Tablo-3. Normal gastrointestinal sistem florası
|
Özofagus |
Yutulan
oral flora bakterileri ve yiyeceklerdeki etkenlerden ibarettir, anaerop
bakteriler bulunmaz. |
|
Mide |
Özofagustan
gelen birçok bakteriler asit ortamda yaşayamaz, genelde sterildir.
Aklorhidride kolonizasyon olasıdır. |
|
İncebarsak |
Laktobasiller,
enterokoklar, Bacteroides türleri (ileum sonunda çok) |
|
Kalınbarsak |
Dışkının
kuru ağırlığının %30’u bakterilerden oluşur. >%95 zorunlu anaerop
bakterilerdir. Örneğin koliform bakterilerin 100 katı anaerop bakteri
bulunur. Kolonun başlıca üyeleri: *Anaeroplar:
Bacteroides, Fusobacterium ve Clostridium türleri, anaerobik koklar (peptokok,
peptostreptokok), Laktobasiller ve diğer difteroidler. *Enterik
bakteriler: E.coli, Morganella, Klebsiella, Providencia, v.d. *Diğer bakteriler: Pseudomonas
aeruginosa, Alcaligenes faecalis, Actinomyces, streptokoklar (A grubu dışı),
stafilokoklar, spiroketler, atipik mikobakterler, enterokoklar, v.d. *Mantarlar:
Candida türleri. *Protozoonlar: Entamoeba coli,
Chilomastix mesnili, Pentatrichomonas hominis, Endolimax nana, v.d. |
Tablo-4. Akut infektif ishal nedenleri
|
Virüsler |
Bakteriler |
Protozoonlar |
|
Rotavirus Norwalk
virus Norwalk-like
ajanlar Enterik
adenovirus (Ad40,41) Calicivirus,
v.d. |
Shigella Non-tifoidal
Salmonellalar Campylobacter
jejuni Escherichia
coli (ETEC, EHEC, EIEC, EPEC) Yersinia
enterocolitica Clostridium
difficile Clostridium
perfringens Staphylocuccus
aureus Bacillus
cereus Vibrio
cholerae Vibrio
parahaemolyticus, v.d. |
Giardia
intestinalis Entamoeba
histolytica Cryptosporidium
parvum Balantidium
coli (nadiren) |
ETEC: Enterotoksijenik Escherichia coli
EHEC: Enterohemorajik (Verotoksijenik) Escherichia coli
(VTEC)
EIEC: Enteroinvazif Escherichia coli
EPEC: Enteropatojen Escherichia coli
V. Klinik tablolar: Akut infeksiyöz
ishal olguları, etkenleri farklı olsa da birbirine şaşırtıcı derecede benzeyen
klinik ve laboratuvar özellikleri nedeni ile üç başlık altında incelenebilir.
Bu gruplar içine sokulamayanlar ise dördüncü grubu oluşturmaktadır.
(a) Mikroorganizma ekzotoksinleri nedeni
ile oluşan sekretuvar ishaller:
Mikroorganizma
tarafından salgılanan ekzotoksin özelliğindeki enterotoksinlerin besinlere
bulaşması (S.aureus, emetik formda B.cereus besin zehirlenmeleri) ya da etken
ile kontamine besinlerin yenmesi sonucunda alınan etkenin organizmada
ekzotoksin salgılaması (V.cholerae, ETEC, diyare formunda B.cereus,
C.perfringens) sonucu gelişen, inflamatuvar olmayan ishallerdir.
S.aureus, burun taşıyıcısı olan gıda
elleyicilerinin, bakterinin Enterotoksin-A ekzotoksini ile kontamine olmuş
çıplak elleri ile hazırladıkları pasta, dondurma, yumurtalı salata gibi
besinlerle bulaşır. B.cereus, ısıya dirençli ekzotoksini bulaşmış,
haşlanmaksızın kavrulmuş pirinç ve makarna gibi besinlerin yenmesi sonucu
emetik formda besin zehirlenmesine yol açar. Bu gastroenterit formunda yutulan
toksinin mide mukozasını direkt olarak irrite etmesi sonucunda şiddetli bulantı
ve kusma tabloya hakimdir, toksinin uygulanan antiemetik tedavi nedeni ile alt
GİS bölgesine ulaşması halinde ise sulu, sekretuvar özellikte ishal
gelişebilir. İki tabloda da ateş ve lökositoz görülmez.
Organizmada üretilen toksinlere bağlı
ishallerde gelişen patoloji incebarsaktadır. C.perfringens hijyenik koşullarda
kesilmemiş ve iri bölünmüş etlerin yenmesi ile, V.cholerae kontamine suların
içilmesi ile veya hastaların eşyaları gibi indirekt yollardan, ETEC ise yabancı
olunan yörede yenen yiyecekler ve içilen sularla (turist ishali) bulaşır.
Kontamine besin/su oral yoldan alındıktan sonra bakteriyel ekzotoksin (bakteri
değil) incebarsak epitel hücrelerine bağlayıcı parça ile tutunur ve aktif parça
hücre içine girerek adenilat siklaz enzimini aktive eder. Bunun sonucunda,
hücre içinde cAMP ve cGMP artar. Artmış olan cAMP ve cGMP, daha önce
belirtildiği gibi incebarsağın Na+/Cl- ko-transport
mekanizmasını inhibe ederek çok sulu, elektrolitten zengin, her keresinde büyük
volümde ve çok sık dışkılama ile özel sekretuvar ishal gelişimine yol açar.
Etkenler ve özgün hastalık tabloları ile ilgili daha fazla bilgi “Besin
Zehirlenmelerine Yaklaşım” bölümünde verilmiştir. Bu gruba giren ishal
olgularında; ateş, toksemi, şiddetli karın ağrısı, tenezm, kanlı-mukuslu
(dizanteriform) dışkılama bulunmaz, lökositoz ve dışkıda patolojik sayıda
lökosit görülmez. Dışkılama sayısı az (C.perfringens, ishal formunda B.cereus)
ya da fazla (V.cholerae, ETEC) olabilir. Dışkı volümü her iki halde de oldukça
fazladır, özellikle kolerada kısa sürede gelişen dehidratasyon hayatı tehdit
edebilecek boyutlara ulaşabilir.
(b)
Mikroorganizmanın GİS (kolon) mukozasına invazyonu:
Bu yoldan
hastalık tablolarına yol açan etkenler (Shigella, Non-tifoidal Salmonellalar,
C.jejuni, EHEC, EIEC, Y.enterocolitica, V.parahaemolyticus) kontamine besin ya
da sularla bulaşır. Shigellalar hasta insan dışkısı ile kontamine eller ya da
besinlerle, Salmonellalar yumurta gibi hayvansal ürünlerle, C.jejuni süt ya da
kontamine besinlerle, EHEC etlerle, EIEC çeşitli besinlerle, Y.enterocolitica
sütlerle, V.parahaemolyticus ise tuzcul bir bakteri olduğu için iyi pişmeden
yenen deniz hayvanları ile bulaşır. Etkenler organizmaya alındıktan sonra mide
asidite bariyerini geçebilmişlerse incebarsaklarda herhangi bir patolojik
gelişime yol açmaksızın kolona kadar ilerlerler ve kolon mukozasına invaze
olurlar. Çoğu olguda mukozayı aşamazlar. Bu bölgede gelişen lokal inflamasyon sonucunda;
yüksek ateş, genel durum bozukluğu, fazla (günde 20-30 kadar olabilen) sayıda,
çok az volümlü, çoğunda kanlı, mukuslu, cerahatli dışkılama, lökositoz, fekal
lökositte önemli düzeyde artış ile karakterize toksik bir tabloya yol açarlar.
C.jejuni, Y.enterocolitica ve V.parahaemolyticus nadiren normal konakçılarda,
diğer etkenler ise immünitesi immatür olan çocuklar, ayrıca yaşlılar ve
immünite defekti bulunanlarda bakteriyemi sonucu dissemine hastalık tablolarına
yol açabilirler. EHEC ve bazen Shigella’lar hemolitik üremik sendroma yol
açabilir.
Bu grup
içinde ayrıca yer verilmesi gereken bir etken, E.histolytica olmalıdır. Bu
protozoon, Shigellalar gibi kolon mukozasında sınırlı inflamasyon ve ülserlere
yol açsa da içerdiği histolitik enzimlerle (zimodemlerle) ortamda lökosit
bulunmasına izin vermezler. Bu nedenle bu olgularda kolonda abse gelişimi,
yüksek ateş, cerahatli dışkılama, toksik belirtiler, lökositoz ve dışkıda
lökosit artışı görülmez. Tanısal karışıklıklara yol açan bu iki farklı klinik tablo
(basilli ve amipli dizanteri) arasındaki temel farklılıklar Tablo-5’de
özetlenmiştir.
Tablo-5. Basilli ve Amipli dizanteri tabloları arasındaki farklar
|
Paramerteler |
Basilli
Dizanteri |
Amipli
Dizanteri |
|
Mikroorganizma |
Bakteri |
Protozoon |
|
Etken |
Shigella türleri |
Entamoeba histolytica |
|
Kuluçka
süresi (inkübasyon) |
1-3 gün |
6-10 gün |
|
Yakınma |
Şiddetli karın ağrısı, ishal, ateş |
Karın ağrısı, ishal (ateş yok) |
|
İshal cinsi |
Önce enterit, sonra kolit |
Kolit |
|
Klinik tablo |
Toksik, ateş yüksek |
Toksik değil, ateş normal |
|
Hemogram |
Lökositoz, yoksa da sola kayma |
Lokositoz rutin değil |
|
Dışkı
makroskopisi |
Kanlı, mukuslu, cerahatli |
Kanlı, mukuslu, şeffaf, cerahatsiz |
|
Dışkı
mikroskopisi |
Bol BK, KK |
Bol KK, amip trofozoit/kist |
|
Kolonoskopi |
Büyük
ülserler ve arada hiperemik mukoza |
Küçük
ülserler, kanama odakları, arada sağlam mukoza |
|
Basit dışkı
kültürü |
Pozitif |
Negatif
(özel kültürde pozitif) |
|
Kronikleşme |
Yok,
"self limited" |
Tedavi
edilmezse sık |
(c)
Barsak epitel bütünlüğünün bozulması:
Rotavirus başta olmak üzere ishale yol açan
virüsler için oldukça tipik bir patolojidir. Burada ağırlıklı olarak Rotavirus
ele alınacaktır. Rotavirus; soğuk, kuruluk gibi fiziksel etmenlere oldukça
dirençli, oyuncak gibi cansız objelerde günlerce canlı kalabilen ve bu nedenle
kış aylarında, özellikle kreşlerde, iki yaş altı çocuklarda salgınlar yapabilen
bir virüstür. Oral yoldan alındıktan sonra mide asidinden etkilenmeden
incebarsaklara geçer. Villusları oluşturan ergin hücre dizisini infekte eder ve
bunların dökülmelerine yol açar. Alt tabakalarda, kriptalardaki olgunlaşmamış
hücre dizileri ise barsak lümenine hücre içindeki makromoleküler yapıların ve
(ozmotik nedenlerle) suyun geçişini önleyemez ve ishal tablosu gelişir. Burada
gerçek bir infeksiyon söz konusu olduğu için 39-400C yüksek ateş,
şiddetli bulantı-kusma, karın ağrısı ve bazen kanlı dışkılama görülebilen ishal
vardır. Dehidratasyon diğer çocuk ishali etkenlerinin yol açtığından daha
şiddetli, hastanede kalma süresi daha uzun ve klinik seyir daha ağırdır.
Dışkıda lökosit artışı görülmez. İmmünite, IgA gelişimine bağlıdır. Anne sütü,
kolostrum ve inek sütü koruyucudur.
Benzer bir hastalık tablosu EPEC nedenli
ishallerde tanımlanmış, villus kaybı bu etken nedenli ishallerde de
gösterilmiştir. Ateş diğeri kadar yüksek bulunmayabilir. Sonuç Rotavirus
tablosundaki gibiyse de bu olgularda lökositoz, dışkıda lökosit artışı vardır.
Sayılanlardan başka örneğin sıtmada ve bazı
ciddi sepsis olgularında iskemik nedenlerle barsak epitel bütünlüğünün
bozulması ile ishal ortaya çıkabilmektedir.
(d)
Diğerleri:
Yukarıda anlatılan üç mekanizma içine de
sokulamayan ishal tabloları Giardia intestinalis ve Cryptosporidium parvum
enteritleri ve pseudomembranöz kolittir.
İnsanlara
özgü bir protozoon olan Giardia intestinalis’in kistleri klorlamaya ve mide
asiditesine dayanıklıdır. Kistlerle kontamine suların içilmesi veya sebzelerin
pişirilmeden yenmesi, infekte ellerle besine temas gibi fekal-oral yollarla
bulaşır. Mide sıvısı etkisi ile kist duvarı duodenumda açılır, serbestleşen
trofozoit bölünür ve yapışma elemanları ile duodenumdaki intestinal villuslara
yapışır. Mukozada, hafif bir inflamasyon ve lenfoid doku hiperplazisi gelişmesi
dışında patoloji yoktur. Duodenum yüzeyini kaplayarak özellikle yağ emilimini
bozar ve dispeptik yakınmalar, sağ hipokondrium ağrısı ve yağlı dışkılamaya yol
açar. Yağda emilen A, D, E ve K vitamin emilimleri de bozulabilir. Safra
yolları ve pankreas kanalına da girerek kolesistit ve pankreatite yol açabilir.
Özellikle duedenum divertikülü olanlarda bu bölgeye veya IgA yetmezliği
olanlarda safra kesesine oturarak kronikleşebilir. Tanıda dışkının serum fizyolojikle
yapılan süspansiyonunun mikroskop altında incelenmesi çoğu zaman yeterlidir.
Diğer bir intrasellüler protozoon olan
Cryptosporidium parvum, özellikle AIDS gibi hücresel immünite defekti olan
hastalarda fulminant ishal tablolarına yol açar. İnfekte insan veya hayvan
dışkısıyla bulaşmış yiyeceklerle alındıktan sonra sindirim enzimlerince kistler
açılır ve muz halindeki 4 hareketli sporozoit serbestleşir. Bunlar, incebarsak
ya da kolon epitel hücrelerine yapışırlar, ekstrasitoplazmik olarak bu vakuol içinde
üremeye başlarlar ve merontlar oluşur. Merontlardan gelişen merozoitler lümene
geçerler ve immünitesi yeterli olmayan konakçılarda bir kısmı tekrar konak
hücrelere invaze olur. Böylece olay otoinfeksiyonlarla devamlılık gösterir ve
az sayıda mikroorganizma alınması halinde dahi ciddi düzeylerde veya kronik
özellikli infeksiyonlar gelişir. Hastada çok sulu olabilen, mukuslu ve nadiren
kanlı ve pürülan diyare, yüksek ateş, genel infeksiyon belirtileri,
malabsorbsiyon bulguları ve GİS patolojisine ait semptomlar görülür. Tanıda
intestinal biyopsi önceliklidir.
Pseudomembranöz kolit (PMK), en azından 1/3
olguda C.difficile tarafından, nadiren S.aureus’un Enterotoksin-B’si ile,
çoğunlukla da etkeni ya da nedeni bilinmeksizin gelişen bir hastalıktır.
C.difficile nedenli tablo antimikrobiyal (oral klindamisin, linkomisin,
tetrasiklin, eritromisin ve ampisilin) kullanımına bağlı olarak gelişir.
Özellikle bebeklerde (% 25-60) olmak üzere insan barsak florasının elemanıdır.
Ürettiği enterotoksin (Toksin A-CdA) ve sitotoksinleri (Toksin B-CdB) ile kolon
epitelinde nekroz ve diyareye yol açar. Bunun nedeni, antimikrobiyalin
kullanımı sırasında total olarak baskılanmış kolon florasının tedavi
sonrasındaki yenilenmesi aşamasında C.difficile’nin diğerlerine oranla ileri
derecede süratli üremesi ve diğerlerinin üremesini baskılamasıdır. Böylece
doğal olarak toksin üretebilen bakterilerin sayısı çok artmakta ve toksin
miktarı normalin çok üstüne çıkmaktadır. CdA toksin kompleksinin kolon
mukozasına tutunmasını, CdB ise sitotoksik etkiyi sağlar ve hücreleri öldürerek
barsak mukozasında ülserler oluşturur. Ağır olgularda ülserler geniş ve
yaygındır, psödomembranlarla kaplıdır. Bebekler ve küçük çocuklarda toksin için
bağlayıcı reseptör bulunmaz, hastalık tablosu görülmez.
VI. Ek klinik özellikler: Yukarıda irdelenmiş olan ishal tablolarının bazılarında
tanısal olarak önemli ek klinik özellikler söz konusudur. Örneğin ishale ek
olarak hemolitik-üremik sendrom varlığında EHEC ve Shigella, Reiter sendromu
var ise invazif etkenler, periton bulguları varlığında C.difficile ve EHEC;
mevcut akut ishal tablosuna ek olarak mezanter lenfadenit nedeni ile sağ alt
kadran ağrısı (küçük çocuklarda apendisit ile karıştırılabilir), otoimmün
reaksiyonlar sonucu tiroidit, perikardit ve glomerülonefrit var ise
Y.enterocolitica hatırlanmalıdır.
VII.
Tanı: Görüldüğü üzere akut infeksiyöz
ishal; pek çok mikroorganizma tarafından oluşturulan, birbirinin benzeri klinik
tablolar sergileyebilen ya da özgün fizik muayene bulguları ile ayırıcı tanıya
varılamayan tablolardır. Bununla birlikte, iyi kategorize edildiklerinde
sağaltım açısından önemli bir sorunla karşılaşılmamaktadır.
Bu hastalıkların tanısında en önemli aşama,
hasta ve hastalığı hakkında ayrıntılı bir anamnez
almaktır. Hastanın mesleği (hayvancılık?, sık seyahat?), normal dışkılama
özellikleri, aldığı ilaçlar (özellikle antibiyotikler, laksatifler,
radyoterapi), beslenme alışkanlıkları ve son zamandaki değişimler, hastalığın
şiddeti ve seyri ile ilgili bilgiler, cinsel alışkanlıkları, konağın var ise
sistemik hastalıklarının ve immünitesinin sorgulanması (IgA eksikliği-kronik
G.intestinalis infeksiyonu, aklorhidri-kolay GİS infeksiyonu,
AIDS-Cryptosporidium infeksiyonu), son zamandaki seyahatleri, dışkının önceki
ve o andaki özellikleri (kıvam, kan-mukus-cerahat içeriği, dışkılama sayısı,
miktarı), hastada dehidratasyon belirtilerinin var olup olmadığı (idrar
miktarında ve terde azalma, susuzluk hissi, ağız kuruluğu), karın ağrısının
varlığı ve lokalizasyonu öğrenilmelidir.
Hastalara eksiksiz bir fizik muayene yapılmalıdır. Genel durumu, toksik hastalık tablosunu
ifade eden aşırı halsizlik, baygınlık hissi, dalgınlık, oryantasyon bozukluğu
gibi belirtiler, ateş, periferik ve santral arteriyel atımların kontrolü
(filiform?), gereğinde santral venöz kateterizasyon ile effektif dolaşan kan
volümünün belirlenmesi çok önemlidir. Özellikle ihmal edilmiş ya da hastalığın
şiddetine göre (kolerada) acil sıvı-elektrolit replasmanına başlanmamış
sekretuvar ishallerde ağır dehidratasyonu gösteren idrar, ter, gözyaşı kaybı,
normal vücut ağırlığının %10’undan fazlasının kısa süre içinde kaybedilmesi
gibi belirtiler saptandığında en kısa sürede sağaltıma başlanmasının
gerekliliği akıldan çıkarılmamalıdır. Cilt turgoru ekstrasellüler mesafe, dil
ıslaklığı ya da kuruluğu ise intrasellüler mesafe hakkında kabaca bilgi
verebilir. Daha sonra sistemik muayene ile önceki sistemik hastalığı ya da yeni
gelişmiş klinik tablo hakkında bilgi edinilir. Hastada batın muayenesinin özel
bir değeri vardır. Peritonite özgün bulgular ya da özel ağrılı noktalar
dikkatle araştırılarak akut cerrahi batın ekarte edilmelidir.
1- Anamnez ve Klinik Tanı :
İnkübasyon periyodu: Herhangi
bir bakterinin yiyecek ve içecek üzerinde çoğalması sırasında açığa çıkan
toksinin hazır alınması ile (Bacillus cereus, Clostridium perfringens besin
zehirlenmelerinde olduğu gibi) hastalık oluşursa inkübasyon periyodu kısa olup
ortalama 8-14 saattir. Bulantı kusmanın ön planda olduğu %68 oranında da
ishalin eşlik ettiği bir klinik tablo ile seyreden stafilokok besin
zehirlenmesinde ise inkübasyon süresi daha da kısa olup 1-6 saattir. Buna
karşılık besinle alınan bir bakteri barsak içinde çoğalıyor ve barsak duvarına
invaze oluyorsa (Shigella,Salmonella türleri ) veya barsakta çoğalırken saldığı
bir toksinle hastalık yapıyorsa (V.cholerae, enterotoksijenik E.coli gibi)
inkübasyon periyodu 16 saatten uzundur .
Ateş : Esas olarak barsak duvarına invazyonla hastalık yapan bir bakteri
(Salmonella, Shigella, Yersinia türleri, enteroinvazif E.coli , V.
Parahemolyticus) etken ise görülür. Clostridium difficile ve Aeromonas türleri
ile meydana gelen infeksiyöz ishaller de ateş ile birlikte seyredebilir. Viral
gastroenteritler, paraziter ishaller, enterotoksijenik bakteriyel ishaller
(V.cholerae, enterotoksijenik E.coli gibi) de ise ateş yoktur. Viral
gastroenteritlerden rotavirus gastroenteritinde ateş görülebilir .
Dışkı Özellikleri : Dışkıda az miktarda mukus irritabl barsak
sendromunu, fazla mukus ise invazif bakteriyel ishali veya idiopatik inflamatuvar
barsak hastalığını düşündürür. Dışkıda kanın bulunması halinde ise infeksiyöz
etkenler ( Shigella türleri, enteroinvazif E.coli, Entamoeba histolytica )
yanında radyasyon etkisi, divertikülit ve ülseratif kolit de akla gelmelidir .
İshalin Süresi : Eğer 10 günden fazla ise akla
etken olarak parazit gelmeli, immün direnci kırık hastalarda Giardia ve diğer
parazitler yanında özellikle Cryptosporidium ve Cyclospora türleri de
araştırılmalıdır. Uzamış ishallerde tüberküloz ve Brainerd ishali de düşünülmelidir.
Shigella türlerinin , enteropatojen E.coli ve enteroagregatif E.coli
infeksiyonlarında da uzamış ishal olabilir. Uzamış ishalin bir diğer nedeni de
laktoz intoleransıdır.
Yenilen besinin
türü : Tavuk
eti, yumurta ve diğer hayvansal gıdalar Salmonella türleri ve Campylobacter
jejuni infeksiyonları için kaynak olabilir. Sucuk, pastırma, salam, konserve,
et suyu ve soslar ile Clostridium perfringens bulaşabilir. Bacillus cereus
bulaşmasında rol oynayan yiyecekler olarak pilav, makarna ve süt tozu bildirilmiştir.
Yersinia için sorumlu tutulan başlıca besin kaynağı ise kontamine süttür. Çiğ
veya az pişmiş deniz ürünleri ile ise Vibrio parahemolyticus (Uzak Doğuda
yaygın) bulaşmaktadır .
Antibiyotik ve diğer ilaçların kullanımı : Klindamisin, linkomisin başta
olmak üzere ampisilin, gentamisin, tobramisin, penisilin, kloramfenikol,
tetrasiklin hatta metronidazol kullanımı Clostridium difficile'nin etken olduğu
kolitin bir nedeni olabilir. Bu nedenle ishali olan bir hastanın son 6 hafta
içinde kullandığı bir antibiyotik olup olmadığı öğrenilmelidir. Antibiyotik
kullanan , hastanede yatan, yaşlı ve beslenmesi bozuk ve altta yatan immün
direnci kıran bir hastalığı olan hastalarda seyrek olarak Candida albicans
ishal nedeni olabilir . Antibiyotik dışı bazı ilaçların alınıp alınmadığı da
önemlidir. Magnezyumlu antiasit, laksatif ilaç, oral kontraseptif,
antineoplastik ilaç kullanımı ve alkol kullanımı ishal nedeni olabiilir .
Yolculuk : Genellikle etken enterotoksijenik E.coli (ETEC)dir. ancak
Salmonella, Shigella, Giardia,Entamoeba gibi diğer cins bakteri ve parazitler
ile viruslar da etken olabilir. Klinik bu nedenle etkene göre değişiklik
gösterebilir.
Hasta ve ilgili özel durumlar : İmmün direnç kırıklığı söz konusu ise
sık olarak ishal etkeni olan mikroorganizmalar dışında diğer bazı
mikroorganizmalar da etken olabilir.Bu durumda rotavirus dışında, diğer bazı
viruslar ,Giardia, Entamoeba yanında Cryptosporidiumgibi diğer bazı parazitler
etken olabilir.
Hastanede 3 günden fazla yatan hastalarda infeksiyoz ishal gelişmişse etken
olarak akla önce C.difficile gelmelidir.
Karın ağrısı: Birçok infeksiyöz ishal sırasında görülen bir semptom olmakla
beraber, özellikle kolonun tutulduğu durumlarda kramp tarzında karın ağrıları
ve tenesmus belirgindir. Örneğin, amipli ve basilli dizanteride, Salmonella ve
Campylobacter enterokolitinde bu semptomlar önemlidir. Aeromonas türleri,
V.parahemolyticus enteroinvazif E.coli, enterohemorajik E.coli dizanterik
formda ishale neden olabilen diğer etkenlerdir. Yersinia enterocolitica ise
mezenterik lenfadenit ve terminal ileit yaparak apandisiti taklit eden bir
tablo oluşturur. Sol alt karın ağrısı ve ishali olan yaşlı bir hastada
divertikülit düşünülmelidir.
2-
Laboratuvar Tanı :
Hastanın klinik tablosu belirlendikten ve
gerekli ise acil girişimlerde bulunulduktan sonra laboratuvar tanıya geçilmelidir. Öncelikle hemogram yapılarak
hemokonsantrasyon olup olmadığı, yok ise invazif ishallerin belirlenmesi
açısından lökositozun ve/veya lökosit formülünde nötrofilinin ya da sola kaymanın
belirlenmesi oldukça önemlidir.
Çoğu zaman asıl tanıya, dışkının uygun
yöntemlerle incelenmesi yolu ile ulaşılabilmektedir. Dışkının makroskopisi
yukarıda da söz edildiği gibi ayırıcı tanıda önemlidir. Dışkının serum
fizyolojikteki süspansiyonu hazırlanır ve ışık mikroskobunda incelenir:
(a)
Makroskopide dışkı sulu ise, mukus ve kan yok ise:
Büyük olasılıkla kolit değildir. Sekretuvar
ishaller ve diğer enterit nedenleri üzerinde durulur. Bu özellikteki dışkının
mikroskopisinde genellikle kan hücrelerinin görülmemesi anlamlıdır. Yağlı
dışkılama ile özel olan Giardiyazda tipik kayma ve dönme hareketleri ile
G.intestinalis kolayca tanınabilir. Tablonun hızla geliştiği tipik kolera ya da
kolerin tablosunda ise genelde dışkı çok suludur ve mikroskopide epitel
döküntüleri ve alışık göz ile karanlık alan mikroskopisinde ya da kısık ışıkta
uçuşurcasına hareket eden vibrionların görülmesi ile tanıdan kuşkulanılır. Hiç
unutulmamalıdır ki tanıda altın standart, etkenin klinik materyalden üretilmesi
(izolasyonu) ve tanımlanmasıdır (identifikasyonudur). Zaman yitirilmek
istenmiyorsa, ekimlerin ertelenmemesi koşulu ile, hızlı tanı yöntemleri (örn.
dışkının antiserumlar ile muamelesi) ile öntanı güçlendirilebilir. Benzer dışkı
özelliğindeki C.parvum için ise modifiye asido-alkalo-rezistan boyamalar
yapılmalıdır.
(b)
Makroskopide dışkı kanlı ya da kansız, mukuslu ve cerahatli ise:
Büyük olasılıkla enterit değildir. Kolonda
malignensi ya da vasküler bir patoloji düşünülmüyorsa kolit nedenleri üzerinde
durulur. Mikroskopi için materyal alımında kanlı ve cerahatli bölgeler seçilir.
Dışkıda genellikle bol miktarda lökosit bulunur. Çoğu zaman da (Non-tifoidal
salmonella ishalleri hariç) çok sayıda eritrosit gözlenir. Eğer epidemiyolojik
veriler destekliyorsa Salmonelloz, Basilli Dizanteri ve E.coli infeksiyonları
için basit dışkı kültürleri, gerekirse diğer etkenler için spesifik kültürler
yapılmalıdır. Ayırıcı tanıda, anamnezde C.difficile kolitinden kuşkulandıracak
bir özellik; yani hastanede yatma, düşkünler evinde ya da kreşlerde kalma veya
1-1.5 ay öncesini de içeren yakın geçmişte antibiyotik tedavisi var ise,
dışkıda CdA/B arayarak veya gereğinde sigmoidoskopi yapılarak tanıya gidilir.
Sigmoidoskopi ve biyopsi yapılmasının, diğer yöntemlerle tanıya varılamamış,
kronikleşme özelliğindeki malignensi, kronik inflamatuvar barsak hastalıkları
gibi olgular açısından da önemi büyüktür. Radyasyon alma öyküsü, benzer dışkı
özelliğindeki ishallilerde özellikle sorgulanmalıdır. Ayırıcı tanıya varılması
gereken diğer bir tablo da mezanterik vasküler patolojilerdir. Yaşlı,
aterosklerotik, kalp kapak anomalili, oral kontraseptif kullanan hastalarda
daha çok görülmesi, karın ağrısının hiçbir medikasyon ile dindirilemeyecek
kadar şiddetli olması, genel durumun mevcut ishal tablosuna ve batın muayenesi
bulgularına oranla çok ağır olması, ilerleyen saatlerde hızlı bir progresyon
ile akut batın tablosunun oturması gibi önemli ipuçları vardır.
(c)
Makroskopide dışkı kanlı ya da kansız, mukuslu, ancak cerahatsiz ise:
Büyük olasılıkla enterit ve bakteriyel kolit değildir. Fizik bulgular da destekliyorsa amebik rektokolit üzerinde durulur. Çok taze dışkıda direkt mikroskopi ile ya da lugol (kist), trikrom ve demir-hematoksilen yöntemleri (kist ve trofozoit) ile boyama yapılarak amip aranır.
İshal
tanısında şu yöntemlere de başvurulur :
Dışkı
Kültürü : Dışkı kültürü genellikle rutin olarak Salmonella, Shigella,
Campylobacter ve Yersinia için yapılır. Ülkemizde görülme sıklığı göz önüne
alınarak bunlardan özellikle ilk üçünün kültürü yapılmalıdır . Özel durumlarda
(besin zehirlenmesi gibi) ise dışkı kültürü diğer mikroorganizmaları da aramaya
yönelik olarak yapılır
Dışkı kültürü dışında, diğer örneklerin
kültürü de yapılabilir. Örneğin, Salmonella infeksiyonlarında (enterik ateş)
kan, idrar, kemik iliği, rose spot kültürü yapılabilir. Salgın şeklindeki besin
zehirlenmelerinde besinden yapılan kültür tanıya yardımcı olur.
Serolojik Tanı : Genel olarak infeksiyöz ishallerde serolojik tanının
fazla yeri yoktur. Ancak birkaç durumda yararlı olabilir. Salmonella O
antijenlerine karşı antikor titresinin ölçülmesinin tanısal değeri
tartışmalıdır. Salmonella gastroenteritinden ziyade sistemik infeksiyonlarında
tanıya yardımcı olabilir. İki kez bakılmada 4 kat titre artışı anlamlı
olabilir. Ayrıca bir salgında epidemiyolojik çalışmada retrospektif olarak
yapılan serolojik çalışma yararlı olabilir. Amebiyaz tanısı için kullanılabilen
indirekt hemaglutinasyon testi aktif intestinal infeksiyonda %80-90 pozitiftir.
Ancak kist pozitif asemptomatik olgularda tanıda önemi yoktur .
Toksin araştırılması : Clostridium difficile'nin salgıladığı toksin B hücre
kültüründeki toksik etkisi ile gösterilebildiği gibi ELISA ile de Toksin A ve B
gösterilebilir. Lateks aglütinasyonu ile ise toksijenik olmayan suşlar ve diğer
Clostridium türleri tarafından da salınan bir protein saptanmaktadır. Lateks
aglütinasyonu çabuk, pratik ve ucuz bir yöntemdir ancak özgüllüğünün az olması
nedeni ile C.difficile tanısında ancak bir tarama testi olarak
kullanılmaktadır.
Tanı da rutin olarak kullanılmamakla
beraber diğer bazı infeksiyöz ishal etkeni bakterilerin (Clostridium
perfringens ve ETEC gibi) toksinleri de saptanabilir .
Proktosigmoidoskopi : Homoseksüel erkeklerde proktitin değerlendirmesi için
ayrıca, kronik seyir gösteren kolitlerde ülseratif kolit, granulomatöz kolit ve
iskemik kolitin ayırıcı tanısında; psödomembranöz enterokolit, amebiyaz ve
şigelloz tanısında başvurulabilecek bir yöntemdir .
Tanıda kullanılacak diğer yöntemler olarak
rektal biyopsi (Amiloidoz, amebiyaz ve Whipple hastalığı tanısında), ince
barsak biyopsisi ( Whipple hastalığı, giardiaz, amiloidoz, ? Lipoproteinemi,
lenfoma, kriptosporidyoz tanısında) ve radyolojik çalışmalar (pankreatik ve
noduler adrenal kalsifikasyonlarla tüberküloz tanısında) sayılabilir .
İshal tanısında en basitinden en
karmaşığına kadar pekçok yöntem sırayla kullanılabilir. Son yıllarda ishal
etkeni olan mikroorganizma ve toksinlerinin tanımlanmasında çeşitli genetik ve
immunolojik yöntemler de geliştirilmiştir. Ancak iyi bir anamnez ve basit dışkı
incelemeleri ile çoğunun etyolojisi hakkında tahmini bilgi edinmek
mümkündür.Tedaviye daha doğru yaklaşımda bulunabilmek için basit dışkı
incelemeleri ihmal edilmeden yapılmalıdır.
Akut infeksiyöz ishallere topluca bakış
Tablo-6, izlenmesini önerdiğimiz algoritm Şekil-1’dedir.
Tablo-6. Akut infeksiyöz ishallere topluca bakış
|
Parametreler |
Sekretuvar |
Kolit |
Ozmotik |
Enterit |
|
Etkenler |
Emetik: S.aureus
(*) B.cereus
(*) Enterit: ETEC V.cholerae C.perfringens B.cereus |
Shigella türleri Non-tifoidal Salmonellalar C.jejuni V.parahaemolyticus Y.enterocolitica E.coli (EIEC, EHEC) E.histolytica (**) C.difficile |
Rotavirus Diğer virüsler EPEC |
G.intestinalis C.parvum |
|
Ateş |
Yok |
> 380C (**) |
Var/Yok |
< 380C |
|
Dışkılama
sayısı |
Çok fazla (*) |
Çok fazla |
Fazla |
Fazla |
|
Dışkı miktarı |
Çok fazla (*) |
Az |
Fazla |
Fazla |
|
Dışkı
makroskopisi |
Çok sulu |
Kan, mukus, cerahat (**) |
Sulu |
Sulu |
|
Dışkı
mikroskopisi |
Lökosit yok |
Bol lökosit, eritrosit (**) |
Lökosit yok |
Lökosit yok |
(*)
Emetik gastroenteritlerde ishal bazen görülür, şiddeti fazla değildir
(**) Amebik rektokolitte ateş,
pürülan dışkı ve dışkıda lökosit artışı görülmez
Şekil:1
Akut ishalli hastaya yaklaşım :
|
Ateş,kanlı ishal,fekal lökosit:, az volümlü sıkdışkılama Toksik tablo var |
Kanlı ishal, Az volümlü sık dışkılama |
Az volümlü çok sık dışkılama |
V V V
|
İnvaziv ishal |
İnvaziv ishal |
İnvaziv
olmayan ishal |
V V
V
|
Shigellalar, Salmonellalar, ETEC, EHEC, EIEC, C.jejuni, Y.enterocilitica, V. parahaemolyticus |
E.histolytica |
Ateş |
V V
|
Var V Ozmotik
ishal (Virüsler, EPEC) |
Yok
V
Enteritler *Sekretuar ishal (ETEC; V. cholerae vd) *G.intestinalis *C.parvum |
Tanıda kullanılabilecek epidemiyolojik bazı
ipuçları Tablo-7’de sunulmuştur.
Tablo-7. Tanıda kullanılabilecek epidemiyolojik ipuçları
|
Bulaşta söz konusu olan öğe |
GİS infeksiyonundan olası sorumlu patojen |
|
Günlük
bakımevlerinde (kreşler, anaokulları, düşkünler evi) bulunmak |
Shigellalar,
C.jejuni, C.parvum, G.intestinalis, Rotavirus, C.difficile |
|
Hastanede
yatmak, yeni antibiyotik/kemoterapötik kullanımı |
C.difficile |
|
Havuzda
yüzmek |
G.intestinalis,
C.parvum |
|
Yabancı
bölgeye seyahat |
ETEC,
Salmonellalar, Shigellalar, C.jejuni, Rotavirus, Norwalk virusu,
E.histolytica, G.intestinalis, C.parvum, S.stercoralis |
|
Çiftlik
hayvanları ile temas |
C.parvum |
|
Deniz
kabukluları yemiş olmak |
V.parahaemolyticus |
|
Peynir
yemiş olmak |
L.monocytogenes |
|
Hamburger/et/hayvansal
ürün yemiş olmak |
EHEC |
|
Kızarmış
(haşlanmış değil) pirinç yemek |
B.cereus
(emetik form) |
|
Evde
yapılan konserve ve yiyecekler |
C.perfringens |
VIII.
Tedavi: Çoğu ishal olgusunda, immünitesi
normal olan konakçıda tedavi semptomatik ve yerine koyma (substitüsyon)
tedavisinden ibarettir.
Gruplar halinde irdelenirse sekretuvar, ozmotik ve enterit tarzındaki ishallerde en acil ve önemli tedavi, kaybedilen sıvı ve elektrolitlerin en kısa sürede yerine konmasıdır. Bu amaçla, sade