|
|
İNTERNET DOKTORU |
|
İSHAL
Tanımlama
:
İshal
(diyare), günlük dışkılama sayısının (2-3 kezden) ve miktarının normalden (200
gram) fazla, kıvamının ise sulu olması halidir. İnfeksiyöz ya da infeksiyöz
olmayan birçok nedenle ortaya çıkabilir. Sadece yenmiş/içilmiş olan aşırı yağlı
yiyecekler, kavun, incir, alkol gibi besinlerin yapısına bağlı olarak, hiçbir
hastalık olmaksızın gelişebileceği gibi, çok ciddi sonuçlara yol açabilecek
örneğin kolera, divertiküloz, iskemik kolit, malignensi, medüller tiroid
kanseri gibi klinik tablolar da söz
konusu olabilmektedir.
Akut ishal, genel bir ifade ile üç haftadan kısa sürmüş olgularda,
kronik ishal ise daha uzun süren tablolarda söz konusudur. Başlıca akut ishal
nedenleri aşağıdaki tabloda verilmiştir.
Tablo. Akut ishal nedenleri
|
İshal nedeni |
Mekanizma |
|
İnfeksiyonlar |
Toksin,
invazyon, direkt etki ile emilim bozukluğu |
|
İlaç
reaksiyonları |
Allerji,
nöral aktivasyon, emilim ve floraya etki |
|
İnflamatuvar
barsak hastalıkları (akut epizotlar) |
Oluşan
ülserlerin yol açtığı akut ataklar |
|
İskemi |
Mukozal
bütünlüğün bozulması |
|
Sistemik
hastalıklarda ishal atakları |
Kalsitonin
artışı (Karsinoid S., medüller tiroid Ca) Endotoksemi
(Bruselloz, listeryoz, enterik ateş) Bağ
dokusu bozuklukları (SLE, mikst) |
Yukarıda belirtilen nedenler arasında en
sık ishale yol açanlar, GİS
(mide-barsak) infeksiyonlarıdır
Akut infeksiyöz ishaller, tüm dünyada sıklıkla
karşılaşılan klinik tablolardır. Az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde
yaşayan beş yaşından küçük çocuklardaki ölüm nedenlerinin ¼ kadarından
sorumludur. Ülkemizde çocuk ölüm nedenlerinin 4. sırasında yer almaktadır. Beş
yaşın altındaki her bebek yılda ortalama üç kez ishal olmaktadır. İnfektif
etkenlerin alınım yolu genellikle oral yol olduğu için, bireysel hastalıktan
çok aile içi ya da kitlesel hastalık tabloları ile karşılaşılmaktadır. Bu
bakımdan, hastalardan anamnez alınırken özellikle yakın çevresinde aynı/benzer
tabloların olup olmadığı, yakın geçmişte seyahat edilen bölgeler, topluca yenen
besinler, ayrıca kullanılan ilaçlar ve var olan diğer hastalıklar
sorgulanmalıdır.
Akut infeksiyöz ishallerin büyük çoğunluğu
besinlerle bulaştığı için bunlara Besin Zehirlenmeleri de denmekte olup, çoğu
zaman infektif nedenlere bağlı ishaller ile aynı anlamda kullanılmaktadır.
Bulaşmada en çok karşılaşılan yollar; kontamine suların içilmesi, direkt ya da
indirekt olarak kontamine olmuş besinlerin yenmesi ve immünitesi bozuk
konakçıda endojen floranın GİS mukozasına invazyonu olarak özetlenebilir.
Hastalıktan sorumlu olan çoğu etken uygun yöntemlerle klorlanmış suda uzun süre
yaşayamamaktadır. Bu nedenle su kaynaklı salgınlar; ya klora kısmen dirençli etkenlerle
(Rotavirüs gibi) ya da yeterli klorlama yapılmamış, çok fazla yoğunluk ve
çeşitte patojen ile, örneğin kanalizasyon suları ile kontamine suların ve
güvenilir, kapalı su şebekesi dışından edinilmiş örneğin kuyu sularının
içilmesi sonucunda gelişmektedir. Bir ülkenin gelişmişliği ile o ülkede görülen
GİS infeksiyonlarının ters orantılı olduğu söylenebilir.
Tanı:
Görüldüğü üzere akut infeksiyöz ishal; pek
çok mikroorganizma tarafından oluşturulan, birbirinin benzeri klinik tablolar
sergileyebilen ya da özgün fizik muayene bulguları ile ayırıcı tanıya
varılamayan tablolardır. Bununla birlikte, iyi kategorize edildiklerinde tedavi
açısından önemli bir sorunla karşılaşılmamaktadır.
Bu hastalıkların tanısında en önemli aşama,
hasta ve hastalığı hakkında ayrıntılı bir anamnez almaktır. Hastanın mesleği (hayvancılık?, sık seyahat?),
normal dışkılama özellikleri, aldığı ilaçlar (özellikle antibiyotikler,
laksatifler, radyoterapi), beslenme alışkanlıkları ve son zamandaki değişimler,
hastalığın şiddeti ve seyri ile ilgili bilgiler, cinsel alışkanlıkları, konağın
var ise sistemik hastalıklarının ve immünitesinin sorgulanması (IgA
eksikliği-kronik G.intestinalis infeksiyonu, aklorhidri-kolay GİS infeksiyonu,
AIDS-Cryptosporidium infeksiyonu), son zamandaki seyahatleri, dışkının önceki
ve o andaki özellikleri (kıvam, kan-mukus-cerahat içeriği, dışkılama sayısı,
miktarı), hastada dehidratasyon belirtilerinin var olup olmadığı (idrar
miktarında ve terde azalma, susuzluk hissi, ağız kuruluğu), karın ağrısının varlığı
ve lokalizasyonu öğrenilmelidir.
Hastalara eksiksiz bir fizik muayene yapılmalıdır. Genel
durumu, toksik hastalık tablosunu ifade eden aşırı halsizlik, baygınlık hissi,
dalgınlık, oryantasyon bozukluğu gibi belirtiler, ateş, periferik ve santral
arteriyel atımların kontrolü (filiform?), gereğinde santral venöz
kateterizasyon ile effektif dolaşan kan volümünün belirlenmesi çok önemlidir.
Özellikle ihmal edilmiş ya da hastalığın şiddetine göre (kolerada) acil
sıvı-elektrolit replasmanına başlanmamış sekretuvar ishallerde ağır
dehidratasyonu gösteren idrar, ter, gözyaşı kaybı, normal vücut ağırlığının
%10’undan fazlasının kısa süre içinde kaybedilmesi gibi belirtiler
saptandığında en kısa sürede sağaltıma başlanmasının gerekliliği akıldan
çıkarılmamalıdır. Cilt turgoru ekstrasellüler mesafe, dil ıslaklığı ya da
kuruluğu ise intrasellüler mesafe hakkında kabaca bilgi verebilir. Daha sonra
sistemik muayene ile önceki sistemik hastalığı ya da yeni gelişmiş klinik tablo
hakkında bilgi edinilir. Hastada batın muayenesinin özel bir değeri vardır.
Peritonite özgün bulgular ya da özel ağrılı noktalar dikkatle araştırılarak
akut cerrahi batın ekarte edilmelidir.
1- Bulgular :
- Ateş : Esas olarak barsak duvarına
invazyonla hastalık yapan bir bakteri (Salmonella, Shigella, Yersinia türleri,
enteroinvazif E.coli , V. Parahemolyticus) etken ise görülür. Clostridium
difficile ve Aeromonas türleri ile meydana gelen infeksiyöz ishaller de ateş
ile birlikte seyredebilir. Viral gastroenteritler, paraziter ishaller,
enterotoksijenik bakteriyel ishaller (V.cholerae, enterotoksijenik E.coli gibi)
de ise ateş yoktur. Viral gastroenteritlerden rotavirus gastroenteritinde ateş
görülebilir .
- Dışkı Özellikleri
: Dışkıda az
miktarda mukus irritabl barsak sendromunu, fazla mukus ise invazif bakteriyel
ishali veya idiopatik inflamatuvar barsak hastalığını düşündürür. Dışkıda kanın
bulunması halinde ise infeksiyöz etkenler ( Shigella türleri, enteroinvazif
E.coli, Entamoeba histolytica ) yanında radyasyon etkisi, divertikülit ve
ülseratif kolit de akla gelmelidir .
- İshalin Süresi : Eğer 10 günden fazla ise akla
etken olarak parazit gelmeli, immün direnci kırık hastalarda Giardia ve diğer
parazitler yanında özellikle Cryptosporidium ve Cyclospora türleri de
araştırılmalıdır. Uzamış ishallerde tüberküloz ve Brainerd ishali de
düşünülmelidir. Shigella türlerinin , enteropatojen E.coli ve enteroagregatif
E.coli infeksiyonlarında da uzamış ishal olabilir. Uzamış ishalin bir diğer
nedeni de laktoz intoleransıdır.
- Yenilen besinin
türü : Tavuk
eti, yumurta ve diğer hayvansal gıdalar Salmonella türleri ve Campylobacter
jejuni infeksiyonları için kaynak olabilir. Sucuk, pastırma, salam, konserve,
et suyu ve soslar ile Clostridium perfringens bulaşabilir. Bacillus cereus
bulaşmasında rol oynayan yiyecekler olarak pilav, makarna ve süt tozu
bildirilmiştir. Yersinia için sorumlu tutulan başlıca besin kaynağı ise
kontamine süttür. Çiğ veya az pişmiş deniz ürünleri ile ise Vibrio
parahemolyticus (Uzak Doğuda yaygın) bulaşmaktadır .
- Antibiyotik ve diğer ilaçların kullanımı : Klindamisin, linkomisin
başta olmak üzere ampisilin, gentamisin, tobramisin, penisilin, kloramfenikol,
tetrasiklin hatta metronidazol kullanımı Clostridium difficile'nin etken olduğu
kolitin bir nedeni olabilir. Bu nedenle ishali olan bir hastanın son 6 hafta
içinde kullandığı bir antibiyotik olup olmadığı öğrenilmelidir. Antibiyotik
kullanan , hastanede yatan, yaşlı ve beslenmesi bozuk ve altta yatan immün
direnci kıran bir hastalığı olan hastalarda seyrek olarak Candida albicans
ishal nedeni olabilir . Antibiyotik dışı bazı ilaçların alınıp alınmadığı da
önemlidir. Magnezyumlu antiasit, laksatif ilaç, oral kontraseptif,
antineoplastik ilaç kullanımı ve alkol kullanımı ishal nedeni olabiilir .
- Yolculuk : Genellikle etken enterotoksijenik E.coli (ETEC)dir. ancak
Salmonella, Shigella, Giardia,Entamoeba gibi diğer cins bakteri ve parazitler
ile viruslar da etken olabilir. Klinik bu nedenle etkene göre değişiklik
gösterebilir.
- Hasta ve ilgili özel durumlar : İmmün direnç kırıklığı söz konusu ise
sık olarak ishal etkeni olan mikroorganizmalar dışında diğer bazı
mikroorganizmalar da etken olabilir.Bu durumda rotavirus dışında, diğer bazı
viruslar ,Giardia, Entamoeba yanında Cryptosporidiumgibi diğer bazı parazitler
etken olabilir.
Hastanede 3 günden fazla yatan hastalarda infeksiyoz ishal gelişmişse etken
olarak akla önce C.difficile gelmelidir.
Karın ağrısı: Birçok infeksiyöz ishal sırasında görülen bir semptom olmakla
beraber, özellikle kolonun tutulduğu durumlarda kramp tarzında karın ağrıları
ve tenesmus belirgindir. Örneğin, amipli ve basilli dizanteride, Salmonella ve
Campylobacter enterokolitinde bu semptomlar önemlidir. Aeromonas türleri,
V.parahemolyticus enteroinvazif E.coli, enterohemorajik E.coli dizanterik
formda ishale neden olabilen diğer etkenlerdir. Yersinia enterocolitica ise
mezenterik lenfadenit ve terminal ileit yaparak apandisiti taklit eden bir
tablo oluşturur. Sol alt karın ağrısı ve ishali olan yaşlı bir hastada
divertikülit düşünülmelidir.
2-
Laboratuvar Tanı :
Hastanın klinik tablosu belirlendikten ve
gerekli ise acil girişimlerde bulunulduktan sonra laboratuvar tanıya geçilmelidir. Öncelikle hemogram yapılmalıdır.Çoğu
zaman asıl tanıya, dışkının uygun yöntemlerle incelenmesi yolu ile
ulaşılabilmektedir. Dışkının makroskopisi ayırıcı tanıda önemlidir. Dışkının
serum fizyolojikteki süspansiyonu hazırlanır ve ışık mikroskobunda incelenir:
İshal tanısında şu yöntemlere de başvurulur :
Dışkı kültürü, serolojik tanı, toksin araştırılması,
proktosigmoidoskopi. Tanıda kullanılacak diğer yöntemler olarak rektal
biyopsi (Amiloidoz, amebiyaz ve Whipple hastalığı tanısında), ince barsak
biyopsisi ( Whipple hastalığı, giardiaz, amiloidoz, ? Lipoproteinemi, lenfoma,
kriptosporidyoz tanısında) ve radyolojik çalışmalar (pankreatik ve noduler
adrenal kalsifikasyonlarla tüberküloz tanısında) sayılabilir .
İshal tanısında en basitinden en
karmaşığına kadar pekçok yöntem sırayla kullanılabilir. Son yıllarda ishal
etkeni olan mikroorganizma ve toksinlerinin tanımlanmasında çeşitli genetik ve
immunolojik yöntemler de geliştirilmiştir. Ancak iyi bir anamnez ve basit dışkı
incelemeleri ile çoğunun etyolojisi hakkında tahmini bilgi edinmek
mümkündür.Tedaviye daha doğru yaklaşımda bulunabilmek için basit dışkı
incelemeleri ihmal edilmeden yapılmalıdır.
Akut ishalli hastaya yaklaşım :
|
Ateş,kanlı ishal,fekal lökosit:, az volümlü sıkdışkılama Toksik tablo var |
Kanlı ishal, Az volümlü sık dışkılama |
Az volümlü çok sık dışkılama |
V V
V
|
İnvaziv ishal |
İnvaziv ishal |
İnvaziv olmayan
ishal |
V V
V
|
Shigellalar, Salmonellalar, ETEC, EHEC, EIEC, C.jejuni, Y.enterocilitica, V. parahaemolyticus |
E.histolytica |
Ateş |
V V
|
Var V Ozmotik
ishal (Virüsler, EPEC) |
Yok
V
Enteritler *Sekretuar ishal (ETEC; V. cholerae vd) *G.intestinalis *C.parvum |
Tedavi:
Çoğu ishal olgusunda, immünitesi normal
olan konakçıda tedavi semptomatik ve yerine koyma (substitüsyon) tedavisinden
ibarettir. En acil ve önemli tedavi, kaybedilen sıvı ve elektrolitlerin en kısa
sürede yerine konmasıdır. Bu amaçla, sadece i.v. yolun kullanılabileceği ağır
dehidratasyon tablosu yok ise oral rehidratasyon sıvıları öncelikli olarak
kullanılmalıdır. Ağızdanl alım asla terk edilmemeli, az az ancak sık sık
beslenerek bulantı uyarılmamalıdır. Sadece kolerada (günümüzde kinolonlarla,
2-3 gün) ve ciddi turist ishallerinde (ko-trimoksazol, kinolonlar, doksisiklin,
3-5 gün) antibiyotik kullanılması önerilmektedir. Viral etkenler için özgün bir
tedavi bulunmamaktadır. G.intestinalis enteritinde 5-7 gün süre ile
metronidazol, ornidazol ya da tek doz seknidazol (5-nitroimidazol türevleri)
kullanılır. C.parvum infeksiyonlarında ise paramomisin hariç spiramisin,
transfer faktör, somatostatin gibi denenmiş tedavilerin hiçbirinden arzulanan
sonuç alınamamıştır. Paramomisin tedavisi halen geçerliliğini korumaktadır.
Amipli dizanteri ve daha ciddi parazit
hastalıkları mutlaka tedavi edilmesi gereken tablolardır. Aksi halde
kronikleşme ve uzak organ komplikasyonlarına ilerleme gibi önemli risklerle
karşılaşılabilir. Bu amaçla 5-nitroimidazol türevleri kullanılır.
Antibiyotik kullanımının en çok
tartışıldığı hastalık tabloları invazif
ishallerdir. Birçok araştırmada özellikle basilli dizanteri, kolera gibi
klinik tablolarda antibiyotiklerin ishal süresini kısalttığı ve iyileşmeyi
hızlandırdığı görülmüştür.
Sonuç olarak antibiyotik kullanımında seçicilik şarttır.
İmmünitesi normal oldukça Salmonella (tifo hariç) ve E.coli kolitlerinde ve
tablo ağır olmadıkça, hasta yaşlı ya da küçük çocuk olmadıkça basilli dizanteride
kullanımı koşul değildir. Bu olgularda antibiyotik kullanımı sadece ağır
olgulara ve risk gruplarına saklanmalıdır. Diğer ciddi olabilen bir tablo da
C.difficile kolitidir, bu hastalar öncelikle metronidazol ile sağaltılmalıdır
(10 gün). Bununla sağaltım sağlanamayacak ciddi olgularda ise oral Vankomisin
(4x125-250 mg) kullanılır.
Bizmut subsalisilat gibi antisekretuvar ajanlar; Na+ ve su reabsorbsiyonunu stimüle etmesi, enterotoksinleri bloke etmesi ve bizmutun antibakteriyel etkisi gibi nedenlerle sıvı-elektrolit kaybının çok fazla olduğu akut infeksiyöz ishallerde kullanılabilir ilaçlardır. Loperamid (Lopermid, Diadef, Diyasif, Lorimid) ve Difenoksilat-atropin (Lomotil) gibi opiad türevlerinin de Na+ ve su reabsorbsiyonunu stimule edici, intestinal motiliteyi ve abdominal krampları azaltıcı etkisi bulunmaktadır. Sayılan antidiyareik tüm ilaçların, invazif gastroenteritlerin tedavisinde kullanılmasının sakıncaları vardır. Akut infeksiyöz ishallerdeki kullanımlarının sekretuvar ishaller ile sınırlı kalması önerilmektedir. Yüksek ateşli, kanlı-mukuslu ishallerde tercih edilmemesi gereken seçeneklerdir.
Telif hakları saklıdır. Site içerisindeki hertürlü bilgi ve resimin izinsiz kopyalanması,yayınlanması yasaktır.
Site hakkındaki görüşleriniz için: klinik@ihlas.net.tr
Teşekkürler;
Prof. Dr. Volkan
ÖZGÜVEN
Yrd. Doç. Dr. Ufuk DİZER
Türk İnfeksiyon Web Sitesi (TİNWEB)