İNTERNET DOKTORU

 

 

 

MENENJİTLER

 

          Tanım: Subaraknoid aralıkta ve ventriküller içinde bulunan beyin-omurilik sıvısının (BOS) infekte olmasıyla birlikte piamater ve visseral araknoid zarda (leptomeninksler) ortaya çıkan yangıya menenjit, beyin parankiminin yaygın inflamasyonuna ensefalit, spinal kordun inflamasyonuna ise miyelit adı verilir. Ensefalit olgularında inflamasyon meninksleri de ilgilendiriyorsa meningoensefalit, spinal kordda da mevcutsa ensefalomyelit, üç dokuyu da ilgilendiriyorsa meningoensefalomiyelit adını alır. Menenjitlerin hemen hepsinde yakın temas nedeniyle beyin etkilenmekte ve bu nedenle hafif de olsa bir ensefalit tablosu gelişmektedir.

          Meninks inflamasyon nedenleri ve ayırdedici laboratuvar özellikleri Tablo-IV‘de özetlenmiştir.

 

Tablo-IV. Meninks inflamasyonu nedenleri ve ayırdedici özellikleri

AKUT MENENJİTLER

KRONİK MENENJİTLER

Pürülan (Bakteriyel)

Aseptik

Pürülan (Fungal)

Aseptik

Primer: N.meningitidis

Viral (Mumps,HSV)

C.neoformans

M.tuberculosis

Sekonder:

L.ichterohaemorragiae

 

T.pallidum

S.pneumoniae

M.pneumoniae

 

 

H.influenzae

Beyin abse ve tümörü

 

 

Grup B Streptokok

Vertebra osteomiyeliti

 

 

E.coli

 

 

 

L.monocytogenes, v.d.

 

 

 

BOS boz renkli, bulanık

Renksiz, berrak

Boz-bulanık

Ksantokromik, berrak

Binlerce/mm3 Nötrofil

100-1000/mm3 Lenfosit

%60 Nötr.,%40 Lenf.

100-1000/mm3 Lenfosit

Şeker çok düşük

Şeker normal

Şeker düşük

Şeker düşük

1, 2, 3 için Latex Agg.Testi

LCM’de >2000/mm3

İmmün yetmezlikli

Protein çok fazla

 

          Etkenler: İnfektif nedenli olan meninks inflamasyonlarında sorumlu etkenler; yaşanan bölgenin coğrafi, demografik özelliklerine, yaş ve risk gruplarına göre farklılıklar gösterirler. Menenjit olgularının yaklaşık % 75-85'i 5 yaşın altındaki çocuklarda görülmektedir. Akut bakteriyel menenjitten sorumlu olan en önemli ve en sık (% 80) üç etken; Neisseria meningitidis (N.meningitidis), Streptococcus pneumoniae (S.pneumoniae) ve Haemophilus influenzae’dır (H.influenzae). H.influenzae, 2 ay-6 yaş arasında tip b kapsüler yapısını bulunduran serotipleri ile (Hib), yaşlılarda ise kapsülsüz kökenler ile hastalık geliştirmektedir. En yüksek mortalite hızı S.pneumoniae menenjitinde görülür. 5 yaşın altında % 3 olan bu hız, 60 yaşın üstünde %30’un üstündedir.

          N.meningitidis (meningokok); kapsüllü, Gram (-), kahve çekirdeği görünümünde, fizik-şimik dış etkenlere çok duyarlı, ışıktan dahi etkilenebilen diplokoklardır. S.pneumoniae (pnömokok) Gr (+), dip dibe iki mum alevi gibi görünen diplokoklar halindedir (Şekil-28). Bazen zincir yaparlar. Haemophilus ise Gram ile zor, kutupsal ve (-) olarak boyanır, hareketsiz, bazen pleomorfik olabilen, kapsüllü ve küçük bakterilerdir; üremeleri için besiyerinde eritrositler içinde bulunan X (hemin, protoporfirin IX) ve V (NAD ve NADP) faktörlerine gereksinirler, bu nedenle kısmen kaynatılmış kanlı agarda (çukulatamsı agar) üreyebilirler.

          Bu üç “menenjit bakterisinin” ortak özellikleri şunlardır:

          1. Kapsüllüdürler.

          2. % 5 CO2'li ortamda iyi ürerler

          3. Salgıladıkları IgA1 proteaz enzimi ile salgısal IgA’yı menteşe bölgesinden koparırlar ve böylece salgısal faktörlerden kendilerini korurlar.

          4. Çukulatamsı agarda iyi ürerler.

          Bu üç bakteri de üst solunum yolu florasında (geçici olarak, taşıyıcılarda) bulunabilir ve özellikle meningokoklar kitlesel yaşanılan yerlerde epidemilere yol açar.

Yaşlara göre akut pürülan (bakteriyel) menenjit etkenleri Tablo-V’de verilmiştir.

Tablo-V. Yaş gruplarında en sık bakteriyel menenjit etkenleri

Yenidoğan               2 ay-6 yaş     6-50 yaş                            > 50 yaş

Gr (-) basil (E.coli)   Hib               Pnömokok                         Pnömokok

Grup B Streptokok   Meningokok   Meningokok (toplu yaşamda)         Gr (-) basil

L.monocytogenes     Pnömokok     H.influenzae (kapsülsüz)      L.monocytogenes

Yenidoğan menenjitlerinden sorumlu etkenler, annenin vajinal, anorektal florasında görülmeye alışılmış bakterilerden oluşmaktadır. Doğum sırasında annelerinden B grubu streptokok (GBS) alan yenidoğanların %40-70'inde aynı bakterilerin kolonize olduğu belirlenmiş, bunların %1 kadarında ise bu bakterilerin invazif hastalığa yol açtığı görülmüştür. Yenidoğan Escherichia coli (E.coli) menenjitlerinin >3/4'ünden sorumlu olan E. coli K1 suşu için ise bulaş sonrası kolonizasyon oranı % 75 kadarken, bunların % 0.5'inden azı invazif nitelik kazanarak hastalık tablolarına neden olmaktadır.

          Süt çocukluğu döneminde ise olguların % 50’si Hib, % 25’i Grup B Streptokok, % 15’i S.pneumoniae ve % 2’si L.monocytogenes'e bağlıdır. Bu döneme ait menenjit etkenlerinden özellikle Hib, yaşamın ilk aylarında gelişen menenjitlerin % 60-75'inden sorumlu olup, en çok görülme dönemi 7-11'inci aylardır. Yaş ilerledikçe menenjit gelişme olasılığı azalmaktadır. Nitekim, çocukluk çağı (15 yaşa kadar) menenjitlerinin %95'inden fazlası ilk 3 yaş içinde gelişmektedir. Üç yaşından sonra ise Hib menenjiti gelişme olasılığı azalmakta, yerini M.tuberculosis'e bırakmaktadır. Bu yaş grubundaki menenjitlerin % 30‘u M.tuberculosis'e bağlıdır.

Pnömokoklar, erişkinde paranazal sinüzit ve otitis media olgularının en sık nedenidir. Kafa tabanı kırıkları, mastoidit kaynaklı (otojen) veya kafa içine iştiraklere yol açan anatomik patolojiler nedeniyle gelişen tekrarlayan menenjitlerde ve erişkin yaşta karşılaşılan akut pürülan menenjitlerde ilk sırayı (% 30-50) alan etkendir. Diğer epizotlarda ise pnömokoklar ve ayrıca meningokoklar, H.influenzae ve diğer streptekok türlerinin gelişen menenjitten sorumlu olduğu görülebilmektedir. Anaerobik bakteriyel menenjit nadir görülür; sinüzit, travma ve operasyonlardan sonra ortaya çıkar. Olguların % 1'inde polimikrobiyal menenjit söz konusudur.

 

Epidemiyoloji: Erişkin menenjiti etkenleri, ülkelere göre değişik bir dağılım gösterir. Bazı ülkelerde pnömokoklar, bazılarında ise meningokoklar ön sırayı almıştır. Epidemilerle seyreden tek etken meningokoklardır ve bu bakteri Türkiye'de sıkışık yaşam sürdürülen kışla, yaşlı bakım evi, kalabalık okullar ve akıl hastanelerinde en sık erişkin menenjit etkenidir.

Menenjit epidemiyolojisinde iki önemli faktör söz konusudur:

          1. Mevsimsel özellikler: Çoğu viral, riketsiyal ve bakteriyel infeksiyonlar, bölgesel ve mevsimsel farklılıklar gösterir. Viral menenjit ve ensefalitlerin önemli etkenlerinden olan Coxsackie, Echo ve Poliovirus gibi Enterovirus'lar, genelde yaz sonunda ve sonbaharda infeksiyon oluştururlar. Bakteriyel menenjitler ise öksürük aksırığın daha sık görüldüğü kış aylarında gelişir.

          2. Konak özellikleri: Erkekler kadınlardan daha sık menenjite yakalanırlar. Yaş azaldıkça bakteriyel menenjit sıklığı giderek artar. En fazla morbidite ilk dört yaşta görülür. Yenidoğanlar, bağışık yanıt mekanizmalarındaki fizyolojik yetersizlikler nedeniyle menenjit ve septisemiye erişkinlere göre daha duyarlıdırlar. Konağın bağışıklık sistemi de hastalığın gelişmesinde belirleyici faktördür. Komplemanın membrana hücum kompleksi (5. komponent sonrası) ve immünoglobulin eksikliklerinde, splenektomize hastalarda meningokok ve pnömokok menenjitleri daha sık gelişmektedir. Kafa tabanında anatomik bozukluk bulunanlarda da özellikle pnömokok menenjitleri sıktır.

 

Patogenez: Menenjit etkenleri meninkslere; kan, lenfa, periferik sinirler, direkt kontakt ve inokülasyon yoluyla ulaşabilir. Üç menenjit bakterisinin patogenezinde birbirini izleyen basamaklar şunlardır:

          1. Etken aerosol yolla alınır, adezyon molekülleri (kapsül, pili) ile nazofarinks epiteline tutunur.

          2. Bir gün içinde salgısal IgA'yı tahrip ederek ve bunun maskelemesi ile epitel hücresine girer.

          3. Kan dolaşımı ile organlara/dokulara yayılırlar, endotoksinleri veya benzer maddeleri ile doku ve damar yapılarını bozarlar. Bakteriyemi sırasında meningokoklar, ince kapillerlerde takılarak ciltte peteşiyal döküntülere yol açarlar (Waterhouse-Friederichsen Sendromu-fulminant meningokoksemi- purpura fulminans); ciltte ekimoz, nekroz ve vasküler kollapsa varabilen fatal tablolar gelişebilir.

          4. Kan-Beyin Bariyerindeki (KBB) spesifik reseptörlere tutunur; TNF gibi sitokinlerin de yardımı ile KBB hücrelerinin sıkılılığını ve seçici fonksiyonlarını bozar, subaraknoid aralığa (SAA) geçer.             5. BOS’da immünoglobulinler (Ig) çok düşük konsantrasyonda bulunur (BOS/Kan IgG:1/800). Burada kolayca ürerler. Parçalanan bakteri LPS'leri ve benzer ürünlerin etkisi ile SAA'da inflamasyon gelişir

 

          Meningokoklar, primer akut bakteriyel menenjite neden olduğu gibi, menenjitsiz dissemine infeksiyona (meningokoksemi) veya her ikisine birden yol açmaktadır.

 

 

          Klinik: Akut menenjit sendromları, yetişkinlerde klinik olarak genel ve lokal belirtiler ile kendini gösterir. Klasik olarak, akut bakteriyel menenjit olgularının % 85'i ateş, baş ağrısı, meninks irritasyon belirtileri ve serebral disfonksiyon ile başlar. Hangi etkene bağlı olursa olsun çoğu zaman ayırıcı tanıyı tek başına yaptıramayacak düzeyde benzer klinik belirtilerle seyreder hastalıklardır. Hemen hemen hepsinde halsizlik, kırgınlık, isteksizlik gibi belirtilerle seyreden bir prodrom dönemi vardır. Bu dönemde ayrıca; ateş, titreme, oligüri, siyanoz ve hipotansiyon gibi semptom ve bulgular da görülebilir.

Akut bakteriyel menenjitlerde başlangıç daha ani, tablo daha ağırdır. Şuur bozuklukları ve özellikle ajitasyon belirgindir. Meningokoksik menenjitlerin ilk üç gününde % 30-60 olguda peteşi ve purpura görülür. Bu döküntüler, bakterilerin kapillerlerde tutulumu sonucu gelişir. Progressif genel durum bozukluğu tabloya hakimdir. Ateş 40 0C'ye kadar yükselebilir.

Tüberküloz ve fungal menenjitlerde ise tablo biraz daha sinsidir ve her zaman aynı olmayabilen uzunca bir süreç izler. Fungal menenjitlerlerde bu durum aylarca sürebilir; karakter değişikliği, zaman zaman görülen unutkanlık ve baş ağrısı gibi nonspesifik belirtilerle kendini gösterebilir.

Menenjit tablosu yerleştikten sonra ise semptomlar hemen hemen aynı olup, hekimi ayırıcı tanıya zorlar şekilde birbirine benzemektedir. Akut menenjitlerde prodrom dönemi çoğu olguda kısa süreli olup, yerini lokal semptom ve bulgulara bırakır. Hasta genellikle yatağında yan yatar, başı ekstansiyon, dizleri fleksiyon durumundadır, sırtüstü yatmak istemez. Lokal bulgular meninks iritasyonuna bağlı olarak ortaya çıkar;  baş ağrısı, ense sertliği, bulantı, kusma, Kernig (boyun fleksiyonunda ağrı) ve Brudzinski (boyun fleksiyonunda dizlerde de fleksiyon) belirtileri, Babinski ve benzeri patolojik refleksler gözlenir. Bu dönemde yetişkinlerde terleme, şiddetli halsizlik hissi, miyalji, fotofobi, eklem ağrıları da bulunabilir. Bir yaşın altındaki çocuklarda ise bulgu ve belirtiler belirgin değildir. Ense sertliği ve meninks iritasyon bulguları bulunmayabilir. Şiddetli ağlama (cephalic crying), fizik muayenede ise fontanel bombeleşmesi aranmalıdır. Yine çocuklarda konvülsiyon ve hiperestezi sık rastlanan bulgulardır.

Pnömokoksik menenjitlerde meningokok ve H.influenzae menenjitleri ile karşılaştırıldığında epileptik ataklara, fokal nörolojik semptomlara, nörolojik defisit ve sekellere 20 kat daha fazla rastlanmaktadır. Sıklıkla subdural effüzyonla karşılaşılmakta ve mental durum hızla değişerek koma ortaya çıkmaktadır. Bir pürülan menenjit olgusunda erken dönemde konvülsiyon, subdural ampiyem, beyin ödemi gibi komplikasyonların ortaya çıkması, öncelikle pnömokok meninjitini düşündürmelidir. Meningokok menenjitinde koma, konvülsiyon, subdural ampiyem gibi nörolojik komplikasyonlar daha seyrek; şok, yaygın damariçi pıhtılaşması (DIC), peteşiyal kanamalar, herpes labialis gibi nörolojik olmayan belirtiler diğer menenjitlerden çok daha sıktır. Olguların  % 1'den azında papiller ödem görülür. Bu bulgu, beyin abseleri ve tümörleri gibi intrakranial yer kaplayan lezyonlarla ayırıcı tanısının yapılmasında oldukça değerlidir.

Ensefalit varlığında paraliziler, konvülsiyonlar, solunum kaybına varabilen otonom sinir sistemi problemleri tabloya eklenebilir. Hastalarda genellikle bir ajitasyon hakimdir. Hastalar erkenden tedavi altına alınmazsa koma hali gelişir.

          Tüberküloz menenjitte klasik menenjit bulgularına ek olarak III., VI. ve VII. kranial sinir felçlerine bağlı içe şaşılık, çift görme, yüzde asimetri, göz kapağında pitoz gibi bulgulara sık rastlanır. Özellikle en çok tutulan sinir olan n. abducens paralizileri nedeniyle içe şaşılık vardır. Gözdibi muayenesinde, ilerlemiş olgularda % 10, miliyer tüberkülozlarda ise % 50 oranında tüberkülom belirlenmesi oldukça spesifik bir bulgudur. Beyin parenkimini kapsayan hastalıklarda işitme kaybı, şuur ve davranış değişiklikleri veya fokal nörolojik defisit görülebilir.

Viral ensefalitli hastalar, tipik olarak letarjiden konfüzyon, stupor ve komaya ilerlerler. Meninks irritasyon belirtileri olabilir veya olmayabilir. Hipotalamus-hipofiz aksı tutulabilir ve bunun sonucunda hipo veya hipertermi, diabetes insipidus gelişebilir. HSV ensefalitinin temporal lob lokalizasyonlarında halüsinasyon, afazi ve davranış bozuklukları görülür .

Beyin abselerinde genellikle baş ağrısını takiben şiddeti gitgide artan bulantı ve kusma görülür. Yaşlı ve temporal lob abseli hastalarda sıklıkla ateş yüksekliği belirlenemez. İntrakranial basınç artışında papilla ödemi, III. ve IV. kranial sinir felçleri belirlenebilir .

Tanı: Menenjitlerin tanısı sadece semptom ve bulgulara göre konulamaz. Çeşitli klinik belirti ve bulgular bir menenjit ve MSS infeksiyonunun varlığını belirlemekle birlikte, tanının laboratuvar bulguları ile kanıtlanması gereklidir.

          Akut bakteriyel menenjitli olgularda lomber ponksiyon ve hızlı tanının önemi büyüktür. Antibiyotik tedavisine başlamadan önce LP yapılmalıdır. LP yapılamayan (tek taraflı pupiller ödem, venöz pulsasyon varlığı) durumlarda tedaviye hemen geçilmelidir ve antibiyotik verilmeden önce muhakkak kan kültürleri alınmalıdır. Bakteriyel menenjit olduğu ispatlanmış hastaların % 50'den fazlası, uygun olmayan bir antibiyotik tedavisi almış olarak kliniğe gelir. Eğer antibiyotik BOS'a penetre olabilen ve muhtemel patojenlere karşı etkili bir ajan ise, bu hastaların BOS bulgularını karıştırabilir.

          Laboratuvar bulguları:

1. Rutin laboratuvar bulguları: Lökosit sayısı bakteriyel menenjitlerde artar. Polimorfonükleer lökositoz vardır. Viral menenjitlerde ise lökopeni olabilir ve lenfomonositer seride artış vardır. Hastalarda hipokrom anemi olabilir. Sedimentasyon hızı artar. Tüberküloz menenjitte bir parenkim tüberkülozu da olaya katılmışsa 100 mm/saat üzerine çıkabilir. İdrar incelemesi genellikle normaldir.

          2. Rutin BOS incelemeleri: Üç steril tüpe basıncı ölçülerek alınan toplam 4-5 ml BOS örneğinden hücre sayımı, % 10 fenik asit ile kalitatif ve ayrıca kantitatif protein arama (Pandy reaksiyonu),  kan ve BOS glukoz tayini, Gram-Metilen Mavisi-Giemsa ve gereğinde EZN boyaması yapılır. Gram boyama, önceden tedavi görmemiş bakteriyel menenjitlerde % 75-80 tanı koydurucudur. Bakteriler için rutin olarak kanlı agar, EMB agar ve çukulatamsı agara aerop ve % 5 % 5 CO2'li ortamda ekimler yapılmalıdır.

          3. İleri mikrobiyolojik ve serolojik yöntemler: Üç bakteri için de yüksek sensitivite ve spesifitesi olan bakteriyel kapsül belirleyici lateks aglütinasyon ve koaglütinasyon testleri, bakteriyel-nonbakteriyel ayrımında çok değerli olan ve tedaviye yanıtı da gösteren BOS’da CRP ölçümü, kriptokok menenjitinde çini mürekkebi ile boyama, tüberküloz menenjit olasılığında BOS’un EZN ile boyanması tanıya yardımcı olabilir. Kan kültürü tüm ateşIi hastalarda rutin olarak yapılmalıdır. Polimenaz zincir reaksiyonu (PCR), kültür negatif olgularda hızlı ve erken tanıya yardımcı olur.

          4. Diğer laboratuvar testleri: Monospot test, aseptik menenjit düşünülen olgularda periferal lenfositoz varsa tanıda yardımcı olabilir. Bakteriyel menenjitlerde BOS laktik dehidrojenaz (LDH) düzeyleri veya BOS/serum LDH oranı artmıştır. Aseptik menenjitlerde normal seviyelerdedir. Sitolojik inceleme, tümör ya da kaynağı bilinmeyen bir menenjitin araştırılmasında kullanılır. BOS’ta Adenozin deaminaz düzeyinin belirlenmesi tüberküloz menenjit tanısında faydalı olabilir. TNF-a başta olmak üzere IL-1 b ve IL-6 gibi sitokinlerin BOS düzeyleri bakteriyel menenjitlerde yükselir.

          Tedavi:

1. Akut bakteriyel menenjitler: Bakteriyel menenjitlerin antimikrobiyal tedavisinde kabul edilen ilk prensip, antibiyotiklerin BOS’a penetrasyonunun yeterli olmasıdır. Tüm beta-laktam antibiyotiklerin BOS'a penetrasyonları az olduğu halde, meningeal inflamasyon durumunda artar. Yağda yüksek çözünürlük, serumda düşük derecede proteine bağlanma, fizyolojik pH'da düşük iyonizasyon derecesi ve düşük molekül ağırlığının olması antibiyotiklerin BOS’a penetrasyonunu arttımaktadır. İkinci önemli faktör, antibiyotiğin pürülan BOS içindeki bakterisidal etkisidir. Başarılı bir tedavide antibiyotiğin BOS'taki düzeyinin minimal bakterisidal konsantrasyon (MBC) değerinin 10-20 katından fazla olması gerekmektedir. Üçüncü faktör ise antibiyotiğin veriliş şeklidir. Penisilin-G ve ampisilinin aralıklı bolus şeklinde uygulanması ile devamlı verilmesi karşılaştırıldığında ilk uygulama şeklinin BOS’ta yüksek konsantrasyonlara ulaştırmasında daha etkili olduğu gösterilmiştir. Akut bakteriyel menenjitte tanıya yönelik BOS incelemeleri yapıldıktan sonra vakit geçirilmeden tedaviye başlanmalıdır.

          Tüm yaşlar için akut bakteriyel menenjit etkenlerinin büyük kısmını (% 80) üç kapsüllü bakteri (Hib, pnömokok, meningokok) oluşturmaktadır. Kültür sonuçları alınana kadar her yaş için en sık menenjit etkenlerine yönelik ampirik tedavi başlanmalıdır. Çoğu kaynak, ampirik tedavi ile birlikte kısa süreli kortikoterapi de önermektedir. Bu amaçla deksametazon, ilki antibiyotikten hemen önce ya da birlikte olmak üzere, 12 saatte bir IV 0.4 mg/kg dozda, 2 gün uygulanır. Maksimum doz 80 mg/gün’dür.

(a) Yenidoğan döneminde bakteriyel menenjit tedavisinde ampisilin bir 3. kuşak sefalosporin ile kombine edilir. Alternatif olarak ampisilin ve aminoglikozid kombinasyonu uygulanabilir.

(b) Bir-üç ay arasındaki çocuklarda ilk tercih edilecek tedavi, ampisilin + 3. kuşak sefalosporindir. İkinci seçenek vankomisin + sefotaksimdir.

(b) Üç ay-18 yaş arasında, sefotaksim veya seftriaksonun tek başına kullanılması yaygın olarak kabul edilen bir ampirik tedavi şeklidir.

          (c) Erişkinlerde ampirik antibiyotik tedavisine 3. kuşak bir sefalosporin + (spektrumun Listeria ve Haemophilus’u da içermesi için) ampisilin ile başlanabilir. Diğer bir seçenek meropenemdir.

          (d) Elli yaşın üstü erişkinlerde ampirik tedavinin pnömokok ve Gram negatif enterik basilleri kapsaması gerekmektedir. Bu amaçla tedavinin ampisilin + 3. kuşak sefalosporin (sefotaksim veya seftriakson­) şeklinde olması önerilmektedir. Alternatif tedavi ise meropenemdir. Yaş gruplarına göre kullanılması gereken antibiyotikler ve günlük total dozları Tablo-VI’da verilmiştir. Akut bakteriyel menenjitlerde etken belirlenmişse seçilecek antibiyotikler Tablo-VII’de, uygulanacak antibiyotik tedavisinin süreleri ise Tablo-VIII’de verilmiştir.

 

Tablo-VI. Yaş grupları göz önünde tutularak planlanacak ampirik tedavi

YAŞ

İLK SEÇENEK

GÜNLÜK DOZ

ALTERNATİF

GÜNLÜK DOZ

0-4 hafta

Ampisilin +

Sefotaksim

200 mg/kg IV

150 mg/kg IV

Ampisilin +

Gentamisin

200 mg/kg IV

2.5 mg/kg IV

1-3 ay

Ampisilin +

Sefotaksim

200 mg/kg IV

200 mg/kg IV

Vankomisin +

Sefotaksim

60 mg/kg IV

5 mg/kg IV

3 ay-50 yaş

(Sefotaksim veya Seftriakson) +

Ampisilin

200 mg/kg, 8 g IV

100 mg/kg, 4 g IV

200 mg/kg IV, 8 g IV

Meropenem ya da

(Sefotaksim +

Vankomisin)

40 mg/kg, 3 g IV

200 mg/kg, 8 g IV

60 mg/kg IV, 2 g IV

> 50 yaş

(Sefotaksim veya

Seftriakson) + Ampisilin

8 g IV

4 g IV

8 g IV

Meropenem ya da

(Sefotaksim +

Vankomisin)

3 g IV

8 g IV

2 g IV

Tablo-VII. Bakteriyel menenjitlerde etkene göre antibiyotik seçimi

PATOJEN

İLK SEÇENEK

İKİNCİ SEÇENEK(LER)

N.meningitidis

Penisilin veya ampisilin

Sefotaksim, seftriakson

S.pneumoniae

Penisilin veya ampisilin

Sefotaksim, seftriakson, vankomisin

H.influenzae tip b

Sefotaksim, seftriakson

İmipenem, Meropenem, TMP+SMX

Enterobactericeae

Sefotaksim, seftriakson

Meropenem

P.aeruginosa

Seftazidim+gentamisin (bebek)

Meropenem+tobramisin (bebek)

L.monocytogenes

Ampisilin

TMP+SMX

S.aureus

Nafsilin

Vankomisin

MRSA

Vankomisin

Teikoplanin, TMP+SMX

Grup B streptokok

Ampisilin veya penisilin-G

Diğer beta laktamlar

 

Tablo-VIII. Menenjitte etkenlere göre tedavisi süreleri

ETKEN

TEDAVİ SÜRESİ

ETKEN

TEDAVİ SÜRESİ

N.meningitidis

7 gün

Grup B streptokok

14-21 gün

H.influenzae tip b

7-10 gün

L.monocytogenes

14-21gün

S.pneumoniae

10-14 gün

Gram negatif basil

21 gün

 

          Tüm akut bakteriyel menenjitlerde amaç, lomber ponksiyonu takip eden 30 dakika içinde ampirik tedavinin başlanmasıdır. Bu arada kültür materyali laboratuvara iletilmiş ve ekimler yapılmış olmalıdır. Materyalin iletiminde meningokokların her türlü fiziksel etmenden ileri derecede etkilenmesi dikkate alınmalı, materyalin ışıktan korunmasına çalışılmalıdır. Kültür sonuçları beklenmeksizin mutlaka ilk 36 saat içinde, ideali 24. saatte ikinci (kontrol) lomber ponksiyonu yapılmalı ve tablonun gidişi ve ampirik tedavimizin etkinliği araştırılmalıdır. Pnömokok menenjitlerinde tedaviye penisilin ile başlanması, direnç sorunu söz konusu olduğu için ülkemizde riskli olabilir. Bu olgularda genel durumda ve kontrol ponksiyonunda düzelme görülememişse, rezistans PBP değişimine bağlı olduğundan, yani b-laktamaz oluşumuna bağlı olmadığından, tedaviye farklı bir PBP kullanan III. kuşak sefalosporinler ya da kloramfenikol ile devam edilebilir.

          2. Viral menenjit ve ensefalitler: Ülkemizde spesifik tedavisi gereken tek etken Herpes simplex virüstür. Tedavisinde 10 mg/kg asiklovir her 8 saatte bir, her keresinde 150 cc serum fizyolojik içinde ve bir saatten uzun sürede infüze edilir. Bu tedavi 14-21 gün sürdürülmelidir.

          3. Kriptokok menenjiti: Ampirik tedavi değil, etkene yönelik tedavi yapılır. Amfoterisin-B, 0.5 mg/kg/gün IV + flusitozin 4x37.5 mg/kg oral, 6 hafta süreyle kullanılır.

          4. Tüberküloz menenjit: Ampirik tedavi uygulanmaz. Etkenden emin olununca erişkinde tedaviye INH 300 mg/gün (ped. 10 mg/kg/gün) + Rifampisin 600 mg/gün (ped. 20 mg/kg/gün) + Pirazinamid 2000 mg/gün (ped. 25 mg/kg/gün) + ilaç direnci düşünülüyorsa etambutol 25 mg/kg/gün ile başlanır, 2 ay sürdürülür. Sonra tedaviye aynı dozlarda INH+Rifampisin ile 10 ay daha devam edilir. Bu arada tedaviye B1-6 vitaminlerinin eklenmesi unutulmamalıdır.

Profilaksi:

1. Hemophilus influenzae tip b (Hib) menenjitinde proflaksi: Ülkemizde Hib’e karşı konjuge polisakkarid aşı (Act-Hib) bulunmaktadır. Aşı 2., 4., 6. ve 12 ya da 15. aylar arasında olmak üzere dört doz halinde uygulanır. Etkenin nazofarinksten eradikasyonu amacıyla, hasta ile temas etmiş dört yaşından küçük çocuklara dört gün 20 mg/kg/gün dozunda rifampisin uygulanması yeterlidir.

2. Meningokoksik menenjitte proflaksi: Meningokokların A, C, Y ve W-135 serogruplarına karşı kapsüler polisakkarit yapısında aşılar geliştirilmiş olup, acemi askerlere askere kabulleri sırasında zorunlu olarak tek doz uygulanmaktadır. Bu kapsül aşısının koruyuculuğu iki hafta sonra başlamakta ve en az üç yıl sürmektedir. Hasta olgu ile temas etmiş sağlıklı ve aşısız bireyler mutlaka kemoproflaksiye alınırlar. Bu amaçla en sık kullanılan ilaç rifampisindir. İki gün süreyle 12 saatte bir 10 mg/kg dozu yeterlidir. Erişkinler için 2x2 kapsül (2x600 mg) iki gün uygulanır. Gebelere ise seftriakson 500 mg tek doz halinde uygulanır.

          3. Pnömokoksik menenjitte proflaksi: Pnömokokların farklı kapsüler polisakkarit yapısında olan en az 83 serotipi mevcuttur. Günümüzde kullanılan polisakkarit aşısı (Pneumo23) pnömokokların 23 serotipine karşı etkilidir. Hastalarla temaslılara kemoproflaksi gerekmez.

 

 Telif hakları saklıdır. Site içerisindeki hertürlü bilgi ve resimin izinsiz kopyalanması,yayınlanması yasaktır.

                                                Site hakkındaki görüşleriniz için:  klinik@ihlas.net.tr

Prof. Dr. Volkan ÖZGÜVEN

                                                                                                           Yrd. Doç. Dr. Ufuk DİZER                                                                                            

                                                                                

                                                                                     ANA SAYFA